İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)

Hüseyin Çelik

Van Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 114. Birleşim · 1. yasama yılı · 31 Temmuz 2003 · 1.073 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Çelik (AK Parti), 31 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (SS.249)); konuşma 1.073 kelime.

Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2003-07-31-milli-egitim-temel-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-ss-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan yasa tasarısıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan Denizli Milletvekili Sayın Mustafa Gazalcı ve Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin Ekmekcioğlu Beyin yapmış oldukları eleştirileri dinledim.

Tabiî ki, eleştirmek parlamenterlerin hakkıdır, hele hele muhalefet milletvekili olunca, hükümetin getirdiği, iktidarın getirdiği bir yasa tasarısını eleştirmek en tabiî haklarıdır; ancak, ben, burada neler getirdiğimizi, niçin getirdiğimizi sizlerle paylaştıktan sonra da, eğer, arkadaşlarımız aynı görüşlerinde ısrar ederlerse, açıkçası bu meseleyi kendilerine çok iyi anlatamadığımız gibi bir duyguya kapılırım, onların anlamadığına yormam.

Hemen şunu söyleyeyim: Bizim getirdiğimiz bu tasarıda 1 inci maddede, biliyorsunuz, bazı yoksul öğrencilerimizin, özellikle dargelirli aile çocuklarının, yapılacak bir sınavla özel okullara gönderilmesi ve bunların masraflarının, okul ücretlerinin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından karşılanması esas alınmıştır. Sayın Gazalcı "şu anda yargı süreci devam ediyor, bu, yargıya, hukuka bir saygısızlık değil midir" şeklinde bir soru sordu.

Değerli arkadaşlar, aslında, bu, yargıya karşı bir saygısızlık veya hukuka karşı bir saygısızlık değil, aksine yargıya saygımızın bir ifadesidir. Niçin; çünkü, Danıştay 8 inci Dairesi aldığı kararda -ben, bu kararı masaya yatırıp eleştirecek değilim, bunun üzerinde ayrıca konuşabiliriz- diyor ki: "Gerek özel okullara kaynak aktarımı gerekse eğitim sisteminde oluşan durum ve harcama kaleminde yeni girdilerin yasal bir dayanağı olmadan idarî işlemlerle düzenlenebilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır." Danıştay 8 inci Dairesinin dayandığı bu gerekçeden dolayı biz de diyoruz ki, mademki yargı bunun yasal altyapısının olmadığını söylüyor, biz böyle bir yasa çıkardığımız zaman bu meselenin böylelikle yasal altyapısı oluşturulmuş olur. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu, kesinlikle, yargıya çelme atma, yargıya, hukuka saygısızlık falan anlamına gelmez. Kaldı ki, yargının -Sayın Gazalcı sonradan onu söyledi- 8 inci Dairenin verdiği yürütmeyi durdurma kararına, biz, idarî dava dairelerinde itirazda bulunduk. Bu, henüz sonuçlanmış da değildir aslında; ama, Parlamentomuzun da tatile gireceği göz önünde bulundurularak getirilmiştir. 23 Ağustos'ta da bununla ilgili bir sınav yapılacağından, zaman açısından bir sıkışıklık söz konusudur. Bu işe ümidini bağlamış olan 55 000 evladımız vardır. Özel Okullara Öğrenci Gönderme Projesiyle ilgili olarak. 55 000 dar gelirli aile çocuğu buna müracaat etmiştir. Bizim bunların ümitlerini söndürmeye kesinlikle hakkımız yoktur.

Değerli arkadaşlarım, bunun, fırsat eşitliğine aykırı, Anayasanın amir hükmü olan fırsat eşitliğine aykırı olduğunu söylediler. Bu mantığını da anlamam mümkün değildir. Niçin; bakınız, devlet bazı öğrencilere burs veriyor. Bu bursu neye göre veriyor değerli arkadaşlarım? Bir sınav yapıyor ve başarıyı ödüllendiriyor. Başarılı olan öğrenciye diyor ki "sana burs veriyorum" ve ertesi yıl, eğer, okula devam ederken, üniversiteye devam ederken o öğrenci başarısız olursa, devlet onun bursunu kesiyor. O zaman, başarının ödüllendirilmesi ve başarısızlığın cezalandırılması; yani, "mükafat ve mücazat" dediğimiz, böyle bir denge söz konusudur.

Millî Eğitim Bakanlığı, her yıl, 1416 sayılı Yasa gereği, yurtdışına mastır ve doktora yapmak üzere öğrenci gönderir. Yükseköğretim Kurulu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 33 üncü maddesine göre yurtdışına öğrenci gönderir. Peki, bu öğrencileri gönderirken, herkesin Londra'da, herkesin Amerika'da doktora ve mastır yapmak gibi bir şansı var mı? Kimler gönderiliyor; bir sınav yapılıyor ve o sınavda başarılı olanlar gönderiliyor.

Şimdi, başarılı olan insanın ödüllendirilmesini, eğer, siz, eğitimde fırsat eşitliğine karşıdır şeklinde değerlendirirseniz, insanın üstüne gülerler.

İSMAİL DEĞERLİ (Ankara)- O zaman, dargelirli demeyin Sayın Bakan; sınavı kazananlar deyin.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Şunu söylüyorum; bakın, değerli arkadaşlar, biz bu sınavlarda şunu yapsaydık hepinizin yüksek sesle itiraz etmeye hakkı olurdu. Eğer, bizim iktidarımız deseydi ki: "Biz, özel okullara 10 000 öğrenci göndereceğiz ve parasını biz ödeyeceğiz. Bu öğrencinin seçimi de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından resen yapılacaktır." O zaman şunu söyleyebilme hakkınız vardı: "Efendim, bu öğrencileri hangi kriterlere göre belirleyeceksiniz? Kendi partinize mensup insanların çocuklarını göndermeyeceğiniz ne malum?" şeklinde bizi itham etme hakkınız doğabilirdi; ama, biz, diyoruz ki, biz, başarı ölçütünü esas kabul ediyoruz. Yani, sınava girecek; ama, bunu yaparken de, hali vakti yerinde olan ailelerin çocuklarını, milletvekillerinin çocuklarını falan göndermeyeceğiz; devlet parasız yatılı sınavlarına girme hakkı kazanmış olan, yani, bu kriterlere uyan öğrencilerimizi göndereceğiz ve parasını biz ödeyeceğiz.

Bir şey daha söyleyeyim: Ben, Sayın Gazalcı'ya da, Sayın Ekmekcioğlu'na da soruyorum -bugün de bir baktıracağım acaba nasıldır durum diye- Allah hastalık, rahatsızlık vermesin, siz veya aile fertleriniz hasta olduğunuz zaman Ankara Numune Hastanesine mi gidiyorsunuz, Bayındıra mı, Güven Hastanesine mi, başka hastanelere mi gidiyorsunuz?

HALUK KOÇ (Samsun)Ne ilgisi var?!

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Hepsine gidiyoruz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Değerli arkadaşlarım, özel sektör sağlık kuruluşlarından hizmet satın alma ne ise... Bakın, sağlık, devlet tarafından verilen bir servistir; eğitim de, devlet tarafından verilen bir servistir. Hasta olduğunuz zaman nasıl ki özel hastanelere gidip tedavi oluyorsunuz; özel hastaneler o faturaları ilgili olduğunuz kuruma gönderiyor ve onun parası ödeniyor. Özel sağlık sektöründen hizmet satın alma ne ise, bu da odur değerli arkadaşlarım.

Bakın, biz, bunu ilk defa keşfetmiş falan da değiliz. Bu, dünyada ilk defa uygulanan bir sistem de değil. Daha, 1956 yılında "Millman'nın Eğitim Kuponları" adı altında geliştirdiği bir eğitim projesidir ve dünyanın birçok yerinde başarıyla uygulanan bir projedir bu. Burada esas amaç, devletin bir taraftan özel öğretim kurumlarını teşvik etmesidir. Bizim bu projemizde de iki yönlü bir amaç vardır; hem özel okullara gitme şansı elde edememiş, ailesi tarafından özel okul faturaları ödenemeyecek durumda olan çocukları da diğer zengin aile çocukları gibi bu okullara gönderebilme şansı elde ettirmektir hem de özel okulların gelişmesini temin etmektir. Sayın Başbakan, İMKB'de yaptığı konuşmada -bakın, buraya dikkatinizi çekerim; Sayın Başbakan, ne söylediğini, nerede neyi söyleyeceğini çok iyi bilen bir insandır- "devlet, eğitimden yavaş yavaş elini çekmelidir" demiştir. Sayın Gazalcı, bu "yavaş yavaş" hem de tekrarlanan "yavaş"lar, çok seri, hemen, anında, bütün eğitimimiz, özel sektöre devredilmelidir anlamına gelmez. Bakın, Rusya, daha dün komünizmden kurtuldu. Komünist Rusya'da, bugün, özel öğretim kurumlarının genel öğretim içindeki payı yüzde 10'dur değerli arkadaşlar; o Enver Hocanın Arnavutluk'unun özel öğretimdeki payı yüzde 3'tür.

Ülkemizdeki durumu, zatıâliniz, biraz önce ifade ettiniz. Onun için, bakın, bir şeyi daha söylüyorum; bir gazete manşet yaptı "Çok Özel Okullar" diye. Değerli arkadaşlarım, bakın, o listeyi Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Kumkumoğlu'na ben verdim. Sayın Kumkumoğlu "gazeteci de istiyor, vereyim mi" dedi; evet dedim; fotokopi yaptırdı, bütün gazetecilere dağıttı. Bu, gizli bir liste falan değil; bu, 10 000 öğrenci gönderme projesinde, bizden öğrenci talebinde bulunan bütün okulların listesidir. Diyelim ki, bir okul 100 kontenjan istemiştir; arkadaşlarımız, tahminî bir şey yapmışlardır, ona 40 yazmışlardır; ama, esas buna göre belirlenmeyecektir; bu, bir taslak.

Öğrenciler tercihte bulunacaklardır, 5 tercih yapacaklardır. Biz, öğrencinin hangi okula gideceğini de yönlendirme konumunda değiliz. Öğrenciler kendileri tercih edeceklerdir ve burada kontenjanı 40 görünen bir okula belki 5 kişi gidecek, 15 kişi görünen bir okula da -eğer, 15 kişi maksimum olarak belirlenmişse Bakanlık tarafından- ancak 15 kişi gidecek demektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 31 Temmuz 2003

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook