Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )
Ordu Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 87. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Mayıs 2003 · 759 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kazım Türkmen (CHP), 29 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )); konuşma 759 kelime.
Kazım Türkmen (CHP, Ordu). “Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kazim-turkmen-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KÂZIM TÜRKMEN (Ordu)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bor gibi, ülkemizin geleceği açısından son derece hassas bir konuda, gerek komisyonda ve gerekse burada enine boyuna görüşerek bilgi alışverişinde bulunuyoruz.
Böylesine önemli bir konunun kamuoyunda enine boyuna tartışılarak, Türkiye'de bir gündem oluşturularak, bir millî mutabakatın sağlanması gerekirdi. Bu, kısmen yapıldı. Birçok kamu kuruluşu, sivil toplum örgütü bu konuda dinlendi, görüşleri alındı; ancak, görüşleri doğrultusunda hareket edilmedi.
Bugün, belki, burada, bir şans olarak, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının başında, geçmiş dönemde Etibankta Genel Müdürlük yapan, konulara vakıf olduğuna inandığımız Sayın Bakanımız yerine bir başkası da olabilirdi. O bakımdan, gelecekte, borun, ülkemizdeki önemini koruyabilmek bakımından, yönetim biçimlerinin oluş biçimine komisyonlarımızda itiraz ederken, bu atamaların siyasal boyutunun öne çıktığını söylediğimizde, buraya layık olan yönetim kurulu üyeleri yerine, siyasal boyutu öne çıkan kişilerin gelebileceğini, bu atamaların Bakanlık tarafından da önerilmiş olsa, Başbakan tarafından atanmış olmasının son derece sakıncalı olacağını vurguladığımız zaman; Sayın Bakan, komisyonda "şayet böyle bir atama olursa, ben istifamı veririm" demişti. Bu durum, Sayın Bakanın, bizim taşımış olduğumuz endişeyi taşımış olduğunun en büyük delilidir. O bakımdan, henüz zaman geçmemiş iken, bu atama biçiminin, mutlak suretle, ulusal çıkarlarımızın doğrultusunda, bilim adamları tarafından oluşturulmasında son derece fayda vardır.
Sayın milletvekilleri, geçmiş yıllarda, şu komşu ülkelerimiz gibi Türkiye'nin petrolü olsaydı da, biz de başkalarına muhtaç olmasaydık diye, hepimiz, mutlaka, bunu, benliğimizde, geçmişimizde, ulusal bilincimizde yaşatmışızdır; ama, bakın ki, bugün, Tanrı'nın bize verdiği böylesine güzel bir nimetle karşı karşıyayız.
Bor, bugün, Türkiye'nin geleceği için bir şans olabilir ve biz, bu şansı kullanmak zorundayız. Geçmişte bunu gören Cumhuriyet Halk Partisine ve o günün Meclisini oluşturan insanlara, bugün, bu Meclis olarak da borçluyuz; çünkü, o gün, o bor madeni devletleştirilmemiş olsaydı, mutlaka, bu maden büyük şirketlerin eline geçecekti ve bu, Türkiye'nin çıkarına olmayacaktı, farklı amaçla kullanılmış olacaktı.
Sayın milletvekilleri, burada, bor, anlatılmakla bitmez. Bugün, Rusya'da kullanılan uzay mekiklerinden birinin adı Boran'dır; yani, Türkçesi bordur. 1959 senesinde, yine, Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan feza uçaklarından bir tanesi tamamen bor madeniyle oluşturulmuş ve böylesine, geleceğe yönelik, stratejik savaş uçakları elde edilmiştir. Bu çabalar hâlâ devam etmektedir.
Sevgili milletvekilleri, bor öylesine bir maddedir ki, 200 gramlık bir borla, 100 000 nüfuslu bir kentin 24 saatliğine ısıtılması, soğutulması, her türlü sanayi elektriğini elde etmek mümkündür. İşte, 2000 yılında IMF'yle yapılan anlaşmanın 37 nci maddesinde, ulusal değeri çok yüksek olan böylesine bir madenin özelleştirilmesi IMF tarafından dikte ettirilmiştir. IMF tarafından dikte ettirilen borla ilgili bu konuda, çok hassas olmadığımız takdirde, gelecekte, bu, elimizdeki stratejik malzemeler, başka büyük şirketlerin eline geçerek, Türkiye'de çok ciddî bir kayba sebebiyet vermiş oluruz. İşte, bundan dolayıdır ki, borla ilgili geleceğe yönelik çalışmalarda, kanunun hiçbir maddesinde eksiklik bırakmamalıyız. Komisyonlardan birçok eksiklikle buraya gelen tasarı, burada, gerek önergelerimizle gerekse Sayın Bakanın ve Komisyon üyelerinin olumlu görüşleriyle şekil değiştirmiştir.
Sayın milletvekilleri, biraz önce, önergeyle değiştirdiğimiz bir virgülün bile, gelecekte ne kadar önemli olduğunu, hep beraber görürüz; çünkü, Türkiyemizde, hepimiz biliyoruz, bir virgülün yer değiştirmiş olması dahi kanunun anlamını değiştirebilir; bunu, hep beraber biliyoruz. Böylesine önemli bir olayda, endişelerimiz vardır, çekincelerimiz vardır. Yönetim biçiminin, mutlak ve mutlak suretle, bilim adamlarından oluşması gerekir.
Sayın Bakanım, yönetim kurullarının mühendislerden oluşacağı söylenmektedir. Hangi mühendislerden oluşacağı konusunda orada açıklık getirilmemiştir; metalürji mühendisinden mi oluşacağı, konuyu bilen mühendisten mi oluşacağı, yoksa, ziraat mühendisinden mi oluşacağı konusunda, her türlü şaibeyi ortadan kaldıracak yapının yasada oluşması lazımdır. Kişinin iyi niyeti, devletin geleceği bakımından önemlidir; ama, asıl önemli olan, yasalarla, olayı pekiştirerek, geleceğe dönük, ona hiç kimsenin dokunamayacağı bir biçimde zemin hazırlamaktır. Ümit ediyorum ki, bu atamalar, gerçekten, bilim insanlarından oluşturulursa, hepimizin üzerinde anlaştığımız, olumlu görüş bildirdiğimiz enstitülerin kurulması konusunda, yanlış adım atmamış oluruz. Gelecekte, dünyada çok ciddî bir yeri olacak borla ilgili ulusal değerlerimizi koruyabilirsek, Türkiye, dünyada çağdaş yerini bulacak ve saygın ülkelerin başında yerini alacaktır. Böylesine önemli bir madenin Türkiye'de bulunması ve dünya bor rezervlerinin yüzde 65'i gibi bir çoğunluğunun yapısal olarak Türkiye'de bulunması, hiç şüphe yok ki, Türkiye'yi, gelecekte, petrolü olan ülkelerin bile önünde, daha saygın bir hale getirebilir, dünyada Türkiye'nin konumunu çok farklı kılabilir.
Sevgili milletvekilleri, elimizdeki bordan elde edeceğimiz değerler, milyarlarla ölçülemeyecek kadar çoktur. Onun için, biz, bunları iyi değerlendirmek zorundayız.
Çok kısa bir zaman önce meydana gelen Irak Savaşındaki asıl amaç, hepimiz biliyoruz ki, oradaki rejimi değiştirmek değildir; oradaki asıl amaç, Amerika'nın dünya petrollerini ele geçirmesidir. Şimdi, onların dünya petrollerini ele geçirmek gibi amaçlarının yanında, Türkiye'nin vazgeçilmez büyük bir potansiyeli olan bor madenleri de vardır.
İşte, şimdi, biz, büyük milletlerin, büyük devletlerin bu bor madenleri üzerindeki oyunlarını görerek, bu enstitü kurma kararıyla özelleştirmenin bir yolunu açmış olursak, Türkiye'ye, geleceğe dönük en büyük kötülüğü yapmış oluruz.
İnanıyorum ki, yapılan her kanun iyi niyetle yapılmaktadır; ama, sonucu iyi niyetli olmamaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mayıs 2003