Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )
Balıkesir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 87. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Mayıs 2003 · 1.504 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Kemal Deveciler (CHP), 29 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )); konuşma 1.504 kelime.
Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bor ve Ürünleri Araştırma Enstitüsü Kurulması Hakkında Kanun Tasarısının 15 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Bor, ülkemizin sahip olduğu en önemli madenlerden biri olup, değerlendirilmesi ve sahip çıkılması, ülkemizin geleceği açısından çok büyük bir önem arz etmektedir. 21 inci Yüzyıla adım atmış olduğumuz bu ilk yıllarda, ciddî düzeyde malî kaynak sıkıntısı çeken ve borçlarını borçla kapatmaya çalışan ülkemiz, yer altında trilyon dolarlarla ifade edilen doğal zenginliklere sahip olmasına rağmen, bu emsalsiz servet, maalesef, Türkiye'nin refahı ve gelişmesi için değerlendirilememektedir.
Tek başına, dünya bor madenleri rezervlerinin yaklaşık yüzde 63'ünü elinde bulunduran ülkemiz, trilyonlarca dolara denk gelen bu kaynağı akılcı kullanamadığı gibi, bu madenlerin, dış ve iç siyasî baskılar sonucunda, özelleştirme yoluyla çokuluslu yabancı sermayenin eline geçmesi anlamına gelecek bir şekilde satışıyla elimizden alınması amaçlanan gayret ve müdahalelere tanıklık etmek zorunda kalmış olmamız, ülkemiz açısından korkunç bir talihsizlik olmaktadır.
Birçok bilim adamının "21 inci Yüzyılın petrolü" olarak tanımladığı ve uzay teknolojisinden bilim sektörüne, nükleer teknolojiden savaş sanayiine kadar pek çok alanın vazgeçilmez hammaddesi durumuna gelen bor madeni, ülkemizin belki de elinde bulundurduğu en stratejik varlığı durumundadır.
20 nci Yüzyıl boyunca dünyada yaşanan birçok siyasî, iktisadî ve askerî gelişmenin başaktörü durumunda olan petrolün günümüzde alternatifi olsa bile, bor madenlerinin alternatifinin olmayışı, bu madenin ne denli stratejik ve gelişmiş dünya ülkelerinin hepsi için ne derece vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. Onun için, ülkemiz borlarının daha iyi değerlendirilebilmesi açısından mutlak surette bor araştırma enstitüsünün kurulması gerekmektedir.
Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümet Programında yer alan Bor Ürünleri Araştırma Enstitüsünün (BOREN) kurulmasına dair yasa tasarısı metni, bu haliyle yasalaştığında, bor madenciliği ve bor endüstrisine hiçbir katkı sağlamayacaktır. Tasarı, gerekçe bölümünde açıklanan hedeflere ulaşmaktan uzak, idarî ve malî özerkliği olmayan, bakanlığın etki alanında, yeni bir KİT yaratmaktadır. Yönetim kurulu; enstitü başkanı, Enerji Bakanlığının göstereceği 2 üye, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TÜBİTAK'ın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Yükseköğretim Kurulunun önerecekleri 1'er üye olmak üzere, toplam 7 üyeden oluşmakta ve ilgili kurumun teklifi ve Başbakanın onayıyla bu üyeler atanmaktadır. Yine, enstitü başkanı ita amiri olup, Bakanın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanmaktadır.
Aslında, "yönetim kurulunun" yerine "bilimsel dayanışma kurulu"nun kurulması gerekmektedir. "Neden bilim kurulu?" diyeceksiniz: Çok sayıda üniversiteden, çok sayıda farklı disiplinden onlarca, belki de yüzün çok üzerinde bilim adamı, bu alanda, bunca yıldır hiçbir destek görmeden araştırmalar yapagelirken, bundan sonraki araştırma stratejilerini, araştırma programlarını ve projelerini belirleme ve seçme hakkına neden sahip olmasın?!
Enstitünün araştırma ve eğitim programları bilim kurulunca hazırlanmalıdır.
Enstitü, bor ve ürün pazarları, teknolojileri, endüstrisi, ekonomisi, ticareti, hukuku ve benzeri her konuda bir bilgi ve istihbarat merkezi olmalıdır. Bu merkeze, yurtiçi ve yurtdışı çalışmaları yürütebilecek yeterlilik, yetkinlik ve sayıda kaç kişi çalışması gerekiyorsa, bu mutlaka sağlanmalıdır. Enstitü kendi araştırma ve teknoloji laboratuvarını kurmalı ve destekleyeceği asıl araştırmalar burada yürütülmelidir.
Sayın milletvekilleri, sizlere soruyorum: Tüm bu açıklamalardan sonra, Bor Araştırma Enstitüsünün (BOREN) hâlâ özerk bir kuruluş olduğu söylenebilir mi? Yönetim kurulunun tamamını ve enstitü başkanını Başbakanın atayacağı bu kurumdan özerk bir davranış ve tutum nasıl beklenebilir?! Atamalarda, enstitünün amacına uygun birikimi olanların atanacağı nasıl güvence altına alınabilir?!
Siyasî kadrolarda değişiklik yapılması da siyasî iradenin tasarrufuna bırakılmıştır. BOREN, görüştüğümüz bu yasa tasarısında belirtilen idarî ve malî özerk kuruluş olmaktan uzak, Başbakanlığa yüksek ücretle istihdam sağlayan, kaynaklarını siyasî iradenin talebi doğrultusunda kullanabilecek yeni bir arpalık olmaktan öteye gitmeyecektir.
Enstitünün gelirler bölümündeki kaynakların toplamının en fazla 1 500 000-2 000 000 milyon dolar olabileceği hesaplanmıştır. Bu gelirle, ancak enstitünün personel giderleri, genel giderleri karşılanabileceğinden, araştırma çalışmalarının yapılmasının imkânsızlığı ortada açıkça görülmektedir.
Bor araştırmaları için gerekli laboratuvar, pilot tesis kurulmak için öncelikle 10 000 000 doların üzerinde yatırıma ihtiyaç vardır. Taslakta bu gözardı edilmiştir. BOREN'in kadro teşkilatında 13 adet uzman istihdamı öngörülmüş, fakat ne uzmanı olduğu belirtilmemiştir. Bu haliyle söz konusu uzmanlıklara, yoksa, şu anda Etibor Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcısı kadrosuna AKP iktidarınca yeni atanan, madencilikle ilgisi dahi bulunmayan Cahit Çetinkaya gibi İslam tarihi ve benzeri eğitim görenler mi atanacaktır?
Görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısı aynen kabul edildiğinde kurulacak olan bor enstitüsü, özerk yapıdan uzak, işlevsel ve fonksiyonel olarak hizmet veremez durumda olacaktır. Bu yasa tasarısının aynen kabul edilerek yasalaşması durumunda:
İdarî ve malî özerkliği olmayan, verimsiz, yüksek personel istihdam edilen yeni bir KİT oluşacaktır.
Gerekçe bölümünde açıklanan hedeflere kesinlikle ulaşılamayacaktır.
Kaynak ve zaman kaybı olacaktır.
Dünyanın en büyük ve en kaliteli bor madenine sahip ülkemizin, bordan daha fazla katma değer yaratması zorunludur. Siyasî iktidarların arpalığına dönüşecek, göstermelik olarak kurulacak olan bor enstitüsü, kamuoyunun beklentilerini boşa çıkaracak, devlet eliyle işletilen bor madenlerinin özelleştirilmesi için bahane ve gerekçe yaratılmış olacaktır.
Bütün bu konularla ilgili örnekleme yapmak istiyorum: Etibor AŞ Emet Borikasit Fabrikası, 1997 yılında yatırım programına alınmış olup, 2000 yılında bitirilerek üretime geçmesi programlanmıştır. 2003 yılı başındaki durumu ise, 85 000 000 dolar harcamayla tesis yüzde 95'in üzerinde tamamlanmış; ancak, 1 500 00 dolarlık malzemenin hâlâ siparişinin verilmemesi nedeniyle, üretime 2004 yılından önce geçilemeyecektir. Burada 40 000 000 dolarlık hâsılat kaybı söz konusudur.
Yine, Etibor AŞ Bandırma Sülfürikasit Fabrikası iki defa ihale edilmiş olup, birinci ihalede 65 000 000 dolara teklif alınmışken ihale iptal edilmiştir. Birinci ihaledeki bazı işler ihale kapsamından çıkarılarak, çıkılan ikinci ihale sonucunda verilen 74 900 000 dolara ihale teklifi kabul edilerek sözleşme imzalanmıştır. Burada da Etiborun 10 000 000 doların üzerinde zararı vardır.
Etibor AŞ Kırka Bor İşletme Müdürlüğü Üçüncü Etibor-48 üretim tesisi 30 000 000 dolarlık yatırımdan sonra iki yıldır üretime alınamamıştır.
Ülke içinde bora dayalı sanayiin gelişmesine yönelik çalışmalar yapılmalı, bundan sonra ekonomikliği olan özel bor ürünlerinin sınaî ölçekte üretimi, yine bu ürünleri tüketecek sanayiin gelişmesiyle paralel olarak ele alınmalıdır.
Tüm çalışmalarda Eti Holdingin ham ve rafine bor ürünleri konusunda 2840 sayılı Yasadan kaynaklanan misyonu mutlaka korunmalıdır.
Etibor AŞ Kırka, Bigadiç, Emet ve Kestelek İşletmelerinde zamanında ve yeterli miktarda yapılmayan yatırımlardan, hatalı projelerden dolayı, bor madeni üretimi de riske edilmektedir. Dünyanın en kaliteli ve büyük tinkal rezervine sahip Kırka İşletmesinde yeterli maden ve konsantre cevheri üretimi yapılamamaktadır; bunun sonucu, rafine üründe de kullanılamayan kapasite büyüktür.
Dünyanın en büyük ve kaliteli bor tuzlarına (ulxit, tinkal ve kolemanit) sahip Etibor AŞ kendi rafine tesislerine bile istenilen kalite ve miktarda maden üretimini yapamaz durumdadır.
Yine, öğütülmüş kolemanit tesisi, yüzde 50 kapasitenin altında çalıştırılırken, Eti Grubu Avrupa'ya öğütülmüş ürün ihracı yerine, Avrupa'daki öğütücü firmalara konsantre kolemanit satışı yaparak, katma değeri yurtdışına transfer etmekte sakınca görmemektedir. Eti Holding, bor ürünleri ve ferrokrom ihracatında da ayrıcalıklı firmalara düşük fiyatla istediği miktarda satış yapmakta sakınca görmemektedir. Çin'e gönderilen öğütülmüş kolemanit ürünü ambalajı üzerine, Çin'de, "bu ürün ABC (American Borat Company) ile Eti Holding ortak ürünüdür" yazılarak yüksek fiyatla pazarlanmakta, Eti Holding ise bunu hâlâ izlemekle yetinmektedir. Aynı piyasada ABC'nin kendi ürününü de pazarladığı unutulmamalıdır. Bu bölgeyi bloke ederek, kendi kontrolü altında, yüzde 90 kendi ürününü, yüzde 10 Eti Holdingin ürününü yüksek fiyatla pazarlamaktadır.
Eti ürünü öğütülmüş kolemaniti Uzakdoğu'da iki firma pazarlamaktadır. Bunlardan ABC firması, kendi ürünü ile Eti ürününü beraberce pazarlamakta 300 000- 350 000 ton/yıl pazara hitap etmektedir; bu pazarda Eti ürünü 25 000 ton civarındadır. ABC firması bu bölgede Eti ürününü başka firmaların pazarlamasını engellemektedir. Bu nedenle, 300 000 ton üzerindeki bu pazardan Eti'nin payı ancak yüzde 10'un altında gezinmektedir.
Eti Holding, öğütülmüş tesis kapasitesini hızla artırmalı ve bu pazara direkt girerek pazarın tamamını ele geçirmelidir. Bu durumda 15 000 000 dolarlık yatırımla, yılda 100 000 000 dolar üzerinde ilave hâsılat sağlanabilecektir.
Kesinlikle, tabiî ki, bor araştırma enstitüsü kurulmalıdır diyorum. Eti Holding yapısı dışında teşkilatlandırılmalıdır; ancak, bor enstitüsü, üst yapısı ve organizasyonunda yer alacak kadrolara, fonksiyonel olarak liyakatli, bor konusunda gerçekten bilgi ve tecrübe sahibi insanların atanması sağlanmalıdır. Aksi takdirde, siyasî iktidarın arpalığından ileri gidemeyecektir.
Bugünkü yönetim anlayışı ve yönetici pozisyonundaki insanların kimlikleri, liyakatleri göz önüne alındığında, Eti Holding AŞ ve Eti Bor AŞ'nin varlığını devam ettirmesi bence mümkün değildir. Kötü yönetim sonucu dünya bor pazarındaki payımızın azalması, borların kamu eliyle yönetilemeyeceği yönünde kamuoyu oluşturmada etkin olacaktır. Günümüzde, bor işletmelerinde çalışanların, demoralize oldukları, işletmecilik faaliyetleri için emek harcamaları gerekirken, siyasî iktidara yamanarak kadro peşinde koşmaları, rejimle, kamu yönetimiyle çatışan kişilerin kadroları ele geçirmeleri, Etibor AŞ'de yönetim boşluğu yaratmış olup, giderek çöküntüye neden olacaktır. Mal ve hizmet üretemeyen, yatırımlarını gerçekleştiremeyen, pazar payı sürekli azalan, kaynaklarını kullanamayan, moral ve heyecanını yitiren elemanlarla kısa sürede, borların özelleştirilmesiyle, Amerikan Borat Company Şirketinin eline geçerek, yıllardan beri uygulanan borları ele geçirme politikası başarıyla sonuçlanmış olacaktır. Eti Holdingdeki kadrolaşma ve kurumun yönetilemez hale getirilmesi, kurumun yok edilmesi, planlı ve kasıtlı uygulanan politikalardır.
Kuzey ve Güney Amerika'daki bor yataklarının önümüzdeki yirmi otuz yıl içerisinde tamamen tükeneceği, Rusya dahil, diğer üreticilerin düşük tenörlü cevherleriyle Türkiye'deki bor yataklarıyla rekabet etme imkânı olmadığı göz önüne alındığında, bor madenlerinin önemi daha da anlaşılacaktır.
Borlarda kesinlikle devlet tekelinin aynen korunması gerekmektedir. Tabiî ki, bor enstitüsü kurulması gerekmektedir. Bor pazarında hâkimiyeti sağlayacak cevher üretimi, rafine üretimi, pazarlama, pazar geliştirme faaliyetlerinin etkinliğinin artırılacağı organizasyona gidilmelidir. Halen yüzde 20 olan pazar payının yüzde 75-80 düzeylerine çıkarılması için, yatırımların hızla tamamlanması hedef alınmalıdır.
Bu hususların gerçekleştirilmesi için, ulus bilincine sahip, liyakatli, bor konusunda deneyimli ve bilgili kimselerin Eti Holding ve Etibor yönetimine girmeleri, mevcut yönetimin mutlak suretle değiştirilmesi gerekmektedir.
Sayın milletvekilleri, sizlere izah ettiğim hususlara dikkat edileceğini ümit ediyorum; Yüce Meclise saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mayıs 2003