Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 87. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Mayıs 2003 · 500 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tacidar Seyhan (CHP), 29 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )); konuşma 500 kelime.
Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi-4 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bor ve Ürünleri Araştırma Enstitüsü Kurulması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, çok fazla tartışmaya gerek yok; yani, yönetim kurulunun görevlerine bir baktığınızda, görev ve sorumluluklar alanında o kadar fazla açılım yapılmış ki, her an, bir özel kişiye çıkar sağlayabilecek teşebbüsler buradan çıkar; ama, onu ileride anlatmak istiyorum. Bir çekincemi ifade etmek için bunları söylüyorum.
Değerli arkadaşımın söylediği gibi, gerçekten, Türkiye'de Kazan'da bir tronayı Rio Tinto elinde bulundurmaya başladı. Arkadaşım son derece haklı. Ben, bu arkadaşımın o konudaki haklılığını, değerli arkadaşlarımla ve Sayın Bakanımla paylaşmak istiyorum. Bor öyle bir ürün ki, hammaddeleri, yani tinkal, ulxit, kolemanit, bunlar birbirini ikame edilebildiği gibi, bunlardan üretilen, bunlardan elde edilen ve piyasaya sunulan konsantre ürünler de birbirini ikame edebiliyor; hatta, bir konsantre ürünü, hammaddenin yerine dahi kullanabiliyorsunuz ya da hammaddeyi konsantre ürünün yerine kullanabiliyorsunuz.
Şimdi, bu trona meselesi çok tehlikeliydi. Ben bunu hissettim, arkadaşlarım da hissetti; çünkü, burada, ülkemizde en büyük sıkıntı sodyum perboratta; deterjan hammaddesi. Çin, daha deterjanı tanımıyor, yüzde 95'i deterjanla çamaşırlarını yıkamıyor, çok düşük oranda kullanılıyor. Bizim, Uzakdoğu'ya yönelik deterjan sektörünü ele geçirmemiz lazım. Bizim feryadımız da bunun için. Eti Holding, Uzakdoğu'da temsilcilikler de kurdu; ancak, şöyle bir sıkıntı var: Deterjan sektöründe, biz, ülkemize yetecek sodyum perboratı dahi üretemiyoruz daha, dışardan alıyoruz, böyle bir sıkıntı var. Bu gerçekleri konuşalım. Bununla da kalmıyorsunuz, dışardan aldığınız gibi, Çin'deki o geniş kullanım alanını da boş bırakıyorsunuz. Hükümetsiniz, getirin önümüze, politikalar geliştirelim, açalım tesisleri, bir borik asit fabrikası için yıllarca beklemeyelim. Bu, millî servet; değerlendirelim. İşin kötüsü, sodyum perborat yerine tronadaki soda külü de kullanılabiliyor deterjan sanayiinde. Bir kısmı bunu kullanırken, bir kısmı onu kullanıyor; yani, bor ürünleri yerine tronanın soda külünü de kullanabiliyorsun. Perboratlı sistemi biz kullanıyoruz, Amerika klora sistem kullanıyor.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, ben bir yasa teklifi getirdim, dedim ki: Tronanın da ham olarak ihraç edilmesine yasak koyalım, soda külünün ihracına ait usul ve esasları belirleyen yönetmeliği de bakanlığa bırakalım; o karar versin. İyi ya, eğer, o çıkarsa, biz, bor konsantreleri sattığımız yerlere artık satış yapamayacağız. Buradan tronayı çıkaracak adam, oradaki pazarımı elimden alacak. Uzakdoğu'da kaç tane pazarı elimizden aldığı burada yazıyor. Bunlara engel olmak için, biz, zaten, bu devlet tekelini savunuyoruz. Eğer, bu ikame anlayışı olmasaydı belki biraz daha ılımlı düşünebilirdik. Millî serveti maksimum düzeyde faydaya dönüştüremeyeceğiz, öyle kullanamayacağız. Biz, millî gelire katkısını artırmak için bunu öneriyoruz. Müsteşarın getirdiği bütün teklifler, geçici maddeler görüşülmeye alındı komisyonda, geçti; benim, bundan önce bulunmuş borların ve bulunacak borların 2840'a tabi olmasını içeren yasa teklifim, tronanın ihracatına ilişkin usul ve esasları belirleyen teklifim için, Sayın Bakanım, önce "görüşmeye alalım, görüşelim" dedi; sonra, sadece beni dinleyerek "görüşmeye almayalım"dedi.
Diğerlerini konuşturdunuz; bir kanunu neden birleştirmediniz? Hangi paylaşma anlayışı, hangi demokrasi anlayışı?! İdarî, malî özerklik anlayışınızı, benim, orada, kendimi ifade etme özgürlüğümü elimden alarak mı uygulayacaksınız? Demokrasi böyle mi gelişiyor, demokrasi böyle mi olgunlaşıyor?!
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)İfade edemediniz demek ki tam manasıyla!
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Efendim, fazla...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mayıs 2003