İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri

Mehmet Hilmi Güler

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 57. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mart 2003 · 1.286 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 27 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.286 kelime.

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 27 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2003-03-27-2003-mali-yili-butcesi-10-uncu-tur-gorusmeleri-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Efendim, ben, önce Zonguldak’la ilgili sorulardan başlayayım. Sayın Sendika Başkanıyla iki defa yüz yüze, iki defa da telefonla görüştüm. Belki, onlardan haberiniz yok ve devamlı da görüştüğümüz arkadaşımızdır.

TTK’yla ilgili olarak şunu söyleyeyim: TTK, sadece Zonguldak’ın değil, aynı zamanda Türkiye’nin çok önemli bir kuruluşudur –Zonguldak’la ilgili söylüyorum- ve TTK olarak oraya son derece önem veriyoruz.

Ereğli Demir Çelik İşletmelerindeki yeni yönetim değişikliğiyle birlikte, taşkömürünü özellikle koklaşabilir metalurjik kok kullanmayı düşünüyoruz; çünkü, senelerdir, 60 kilometre uzaklıktaki kömür kullanılmamakta, binlerce kilometre uzaklıktaki Avustralya’dan, Güney Afrika’dan, Venezüella’dan kömür gelmektedir. Bunların bilincinde olarak, yeni maden kanununu buna göre düzenleyeceğiz.

Rödovans konusuyla ilgili problemler, Türkiye'deki kanunî altyapının maalesef yeterli olmamasından ileri gelmektedir. Bununla ilgili olarak, yeni maden kanunumuz, devrimci nitelikte, çağdaş bir kanundur ve bu problemleri de orada çözmeyi düşünüyoruz.

Onun dışında, Zonguldak’la ilgili ayrıca köklü çözümler düşünüyoruz. Şu anda özel sektörden çok ilginç bir teklif var; bununla ilgili değerlendirmeleri yapıyoruz. Şu anda, henüz değerlendirme bitmediği için açıklamayı zamansız buluyorum. Zannediyorum, o ilginç teklif geldiğinde, hem işçiler hem şehir hem Türkiye bundan mutlu olacaktır.

Şimdi, ilk sorudan başlayayım; akaryakıt zamlarıyla ilgili şunları söylemek istiyorum. Daha evvel, 1998 yılındaki bir Bakanlar Kurulu kararından dolayı otomatiğe bağlanmış zamlar yapılıyordu ve bu zamlar, yüzde artı eksi 3 bandını aştığı zaman gerçekleşiyordu. Yüzde 3’ü aştığı zaman zam, yüzde eksi 3’ün altına düştüğünde de indirim oluyordu; fakat, nedense indirimler yapılmıyordu, çok az indirim yapıldığını görüyoruz. Bunu vergi ayarlamalarıyla yapmamayı daha uygun buluyorlardı, çok az sayıdaydı. Biz ise, dönemimizde bunları uyguluyoruz. Mesela, fuel-oilde 5 Martta yüzde 3,43; gazyağında 19 martta 1,7; kurşunsuz benzinde 1,26; yine benzinde 1,21; fuel-oilde 3,4; 1 numaralı fuel-oilde 4,44; motorinde 1,43; ayrıca kalorifer yakıtında 3,24 gibi indirimler yaptık. Bugün de, kanunî saati gerçekleşmediği için söyleyemiyorum, bir önemli indirim daha gerçekleştiriyoruz, Hazineden bilgi aldık; fakat, bu, saat 12.00’den sonra açıklanacak. Bu önemli indirimi de böylece bildiriyorum.

Biz, burada söz verdiğimiz gibi, artma olduğu zaman zam yaptığımız gibi, aynı zamanda düşmeyi de gerçekleştiriyoruz ve bunu hiçbir vergi ayarlamasıyla da geçiştirmiyoruz; halka, bunu yansıtıyoruz.

Onun dışında, gerçekçi bir piyasa ekonomisini uyguladığımız için de, burada, biz, hükümetin ekonomi politikasını da buna bağlı olarak gördüğümüz için, bu reel ekonomiyi de gözönüne alarak bunları gerçekleştiriyoruz.

Bu arada, tüp gaza zam yapmadık. Bu, daha çok fakir fukaranın mutfakta kullandığı bir üründür; buna zam yapmadık ve bunu da, aynı zamanda, işin sosyal politikası olarak düşünmekteyiz.

Yeri gelmişken söyleyeyim: Elektrik ve doğalgaza da dört aydır zam yapmıyoruz; bu da, aynı zamanda, yine, bir nevi ucuzlatma sayılabilir; ama, gerçekçi rakamları da yeri geldiğinde uygulamaya çalışıyoruz.

Bunun dışında, özellikle jeotermal enerjiyle ilgili olarak, Ege’yle ilgili cevabımı vereyim. Tabiî ki, jeotermal enerji, son derece önem verdiğimiz ve üstelik çevrilmeye gerek kalmayan bir enerji türüdür, olduğu gibi kullanılan bir enerji türüdür. Jeotermal enerji bakımından, Ege Bölgesi, diğer birkaç bölgeyle birlikte önemli bir bölgedir. Buraya, biz, önem veriyoruz. Sadece jeotermal değil, rüzgâr ve güneş enerjisini de destekliyoruz.

Şu ana kadar, Türkiye’nin enerji politikası, üç ana sütun üzerinde, birbirine eşit olmayan üç sütun üzerinde duruyordu. Bunlar, doğalgaz, hidrolik ve kömürdü; diğerleri ise ihmal edilmişti. Halbuki, diğer ileri ülkelerde, bu, birbirine aşağı yukarı eşit olan, beş sütun üzerinde durmaktadır; bunların içinde nükleer enerji de bulunmaktadır, aynı zamanda güneş, jeotermal ve rüzgâr enerjisini de kullanmaktadırlar. Biz, buna ağırlık veriyoruz ve yerli kaynağımız olduğu için, ulusal kaynağımız olduğu için özel önem veriyoruz.

Aliağa’yla ilgili konuda, özellikle burası seramik bölgesi olduğu için, oraya zaten doğalgaz götürmeye çalışıyoruz; çünkü, doğalgazı, orada, verim açısından, ilave bir maliyet indirici unsur olarak görüyoruz ve onu da destekliyoruz.

Uzun vadeli çalışmalar konusuna gelince, biz, zaten, enerji planlaması şeklinde bunu ele aldık. Bir ulusal enerji enstitüsü kuruyoruz, bunun hazırlıklarını yaptık. Bizim buradaki temel amacımız şudur: Dışa bağımlı olmayan, yerli kaynaklarımızı temel alan bir çalışmadır; çünkü, konuşmamda da belirttiğim gibi, 2020 yılında, yaklaşık yüzde 80 dışa bağımlı olacağız. Bu, bizim güvenliğimiz açısından da son derece mahzurludur. Bunun için, biz, boş duran, atıl kapasitede çalışan kömür santrallarına ağırlık vereceğiz. Buradan arta kalan, artırdığımız, kullanmadığımız doğalgazı ise -bunu, bir yenilik olarak söylüyorum- otomobillerde, sıkıştırılmış doğalgaz olarak kullanmayı düşünüyoruz, bununla ilgili bir çalışmamız var; çünkü, otomobillerde kömür ve su kullanamayacağımıza göre, elektrikte, hidrolik ve kömüre ağırlık vereceğiz, doğalgazı da oraya kaydıracağız. Dolayısıyla, özellikle kömürde bunu yapmamız sonucunda, biliyorsunuz, Türkiye'de, işsizlik önemli bir sorun, büyük bir istihdam problemi var; bunu da orada çözmeyi düşünüyoruz.

Bu arada, nükleer çalışmalara da, ayrıca ar-ge bazında ağırlık veriyoruz; çünkü, bunu da ihmal etmememiz lazım. Halbuki, biz, şu anda, doğalgaz sebebiyle bütün yumurtaların yarısını bir sepete koymuş durumdayız. Bunu da, alırken kazanmak şeklinde düşünüyoruz ve bütün anlaşmaları tekrar gözönüne aldık. Orada, almak zorunda olduğumuz mecburî miktarı ve fiyatları aşağı çekmeye çalışıyoruz, bununla ilgili bazı gelişmeler var; fakat, bu gelişmeler hemen açıklanacak durumda olmuyor; çünkü, anlaşmalar, sadece iki kişinin anlaşması değil; arkalarında bankalar var, arkalarında finans kurumları var, diğer şirketler var; bunların hepsinin olurunun alınması gerekiyor. Onun için, bu çalışmalar zaman alıyor; ama, biz, buna rağmen, gece geç vakitlere kadar, cumartesi pazar dahil olmak üzere ekibimizle beraber çalışıyoruz. Buradaki temel unsur, ülkenin menfaatıdır, milletin menfaatıdır ve aynı zamanda, olayın sosyal boyutudur. Bu bakımdan, yerli kaynaklar bizim vazgeçemeyeceğimiz unsurlardır. Zaten, petrol ve doğalgaz aramayı da söylemiştim, bunlara da ağırlık veriyoruz. Biz, enerji dengemizde, bu aramalara büyük önem veriyoruz.

Rüzgâr enerjisi ihmal edilmiştir. Rüzgâr enerjisi üzerinde çok ciddi duruyoruz ve bunu, özellikle teşvik etmeyi düşünüyoruz; çünkü, biraz önce bahsettiğim jeotermal enerji gibi, aynı zamanda güneş enerjisi gibi, Türkiye'de, şu anda, maalesef, kullanılmayan; ama, Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 15 civarında kullanılan ve yüzde 20’ye çıkarmaya çalıştıkları bir enerji türüdür. Dolayısıyla, bunun üzerinde çok ciddî olarak durmaktayız.

Bu arada, su konusunu söylemeye zaten lüzum yok. Şu anda, biz, sularımızın yüzde 35’ini kullanıyoruz, yüzde 65’ini kullanmıyoruz ve bunun için de, Devlet Su İşleri, özellikle, çok geniş kapsamlı bir çalışma başlattı; bununla, barajları ve hidroelektrik santralları -sulama dahil olmak üzere- ele alıyor.

Olayın sadece bir enerji boyutu yok, aynı zamanda tarım politikası açısından son derece önemli. Bununla ilgili, değişik finansman modelleri üzerinde duruyoruz. Belki, bana soracaksınız; bütçenin bu kısıtlı halinde, bu yatırımları nasıl yapacaksınız diye. Bunları, biz, tamamıyla, hem özel sektör hem özelleştirmenin unsurlarıyla hem de yabancı sermayeyle toparlamaya çalışıyoruz. Bunun için de güven esas olduğundan, biz, dört önemli güveni oluşturmaya çalışıyoruz; bunlar, siyasî güven, hukukî güven, malî güven ve idarî güven. Bunları oluşturmak için de, çok yoğun bir çalışma içerisindeyiz.

Dolayısıyla, enerji politikamızı, çok sağlıklı, sürdürülebilir bir şekilde oturtmaya çalışıyoruz ve bununla ilgili, tamamıyla geleceği düşünerek, ulusal bir politika takip etmeyi amaçlıyoruz.

Yalnız, burada, yap – işlet – devret ve yap – işlet çalışmalarında, maalesef yanlış uygulamalar olmuş. Bu yanlış uygulamaların olması, bu metotların kötü olduğunu göstermez; bu yanlış uygulamaların olması, bütün yabancı şirketlerin kötü olduğunu göstermez, uygulayıcıların hatalarıdır bunlar. Bunları da masaya yatırdık ve şu anda, memnuniyetle ifade edelim ki –bu bir pazarlık değil, bu bir yanlışın düzeltilmesidir- bununla ilgili, ciddî, olumlu gelişmeler ve indirimler söz konusudur. Burada da, yine, anlaşmaların imzalanabilmesi için, onların arkalarında bulunan –bazıların arkasında 20’yi yakın banka ve şirket var- kurumların teker teker hepsinin olurlarının alınması lazım. Bunu da, yakında açıklayacağız.

Burada yapmak istediğimiz şey: Özellikle, elektriğin fiyat oluşumunun içerisindeki çok lüzumsuz, yersiz birtakım vergilerin olmasını, TRT payı gibi... Burada, verginin vergisi şeklinde nitelendirilebilecek bir model vardır. Bunu da, biz, yedi ayrı senaryo üzerinde çalışarak götürüyoruz. Aslında, bu tip çalışmalar –takdir edeceğiniz gibi- üçbuçuk – dört aya sığacak çalışmalar değildir; biz, senelerce sürebilecek bu çalışmaları, yoğun bir çalışmayla ve geniş bir kadroyla yürütüyoruz ve bu noktada, zaten hazırlığımız vardı. Bu hazırlığın üzerine diğer çalışmaları da oturttuk.

Dolayısıyla, enerji politikası sağlıklı bir baza oturtulmaya çalışılmaktadır.

Teşekkür ederim.

Diğer soruların cevaplarını, zamanınızı almamak için yazılı vermeyi uygun buluyoruz.

Yalnız, Ordu ile ilgili olana cevap vereyim, bölgeyle ilgili olduğu için...

TUNCAY ERCENK (Antalya)Sayın Bakan, tam beş yıl önce “kanal açılacaktır” diye cevap verilmiş; bir tek kazma yok.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Şöyle söyleyeyim; haklısınız...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

71 konuşma daha · 27 Mart 2003

71 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook