İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 67. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )

Nusret Bayraktar

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 67. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Nisan 2003 · 2.133 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nusret Bayraktar (AK Parti), 16 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN ( S. SAYISI : 112 )); konuşma 2.133 kelime.

Nusret Bayraktar (AK Parti, İstanbul). “Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nusret-bayraktar-22-2003-04-16-kultur-ve-turizm-bakanliklarinin-birlestirilmesine-iliskin-kanun-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının geneli üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, şahsım ve Grubum adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Turizm Haftasının kutlandığı bugünlerde, bu kadar önemli iki bakanlığın teşkilat yapısıyla ilgili kanun düzenlemesinin güzel bir isabet olduğu kanaatiyle, bu kanun tasarısıyla ilgili genel gerekçeleri özetlemeye, kanun tasarısının maddelerinin detayına girmeden bazı bilgileri sizlere sunmaya çalışacağım.

Türkiye'de, her konuda verimsizliğin ana sebebinin israf olduğunu hep dile getiriyoruz. Bu israfın birinci derecede tetikleyici unsuru, insan kaynaklarının, geriye dönüşü olmayan zaman ve nakit akışındaki israf olduğunu bilerek -aslında, Anayasanın elverdiği ölçüler çerçevesinde, İçtüzük maddelerinin de burada tartışılarak, konuşularak karara bağlanan şekliyle- zamanın da fazla israf edilmeden, maddeler halinde geneli üzerinde konuşma şansını bulmak, aslında, bir yerde, konunun önemini bir kere daha bizlere hatırlatma açısından önem arz ediyor.

Çalışmalarımızın ana hedefi insandır. Programlarımızın ve organizasyonlarımızın ana hedefi, yine, insanlarımızın maddî ve manevî mutluluğa ulaşmasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlıklarımızın faaliyetleri de, ülkemizin tarihî, coğrafî, sanatsal ve kültürel zenginliklerimizin, halkın mutluluğuna yönelik faaliyetlere kapı açmasına vesiledir. Kültür ve turizm, sadece ülke içindeki dinamikleri değil, ulusal ve uluslararası boyutlarda hareket ve sirkülasyonları tetikleyen, barışa, kaynaşmaya, dayanışmaya, sevgiye ve hoşgörüye açılan kapının birer örnekleridir.

Türkiye'de, özellikle son yıllarda, genişlemiş ve hantal bir yapıya bürünmüş olan kamu yönetiminin gözden geçirilmesinin ve reforma tabi tutulmasının kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geldiğini, 3 Kasım seçimleri öncesi, muhalefet partisi de, iktidar partisi de, Adalet ve Kalkınma Partisi de halkın önünde sürekli olarak söylemişlerdir. En büyük sıkıntımızın, güven kaynağının ortadan kaybolduğu ve devletin milletine, milletin devletine güvenmediği, karşılıklı kargaşanın yaşandığı ortamlarda... Geçmiş tarihlerde büyüklerimizden duyduğumuz, benim küçük yaşta babaannemden duyduğum, hiçbir zaman unutmadığım ve zaman zaman gençlere hatırlattığım şu sözleri, burada, tekrarlamak istiyorum. Devletin baba şefkatiyle milletine, milletin de babalık makamıyla devletine hürmet etmesi noktasında "Allah, devlet babaya zeval vermesin" anlayışı hâkimdi; ama, aradan geçen süreç içerisinde... Hükümetler, devletin tamamını teşkil etmezler; Parlamento, Cumhurbaşkanlığı makamı, diğer kurumlar ve hükümet, devletin tüm yapısını oluşturur. Aslında, yıpranmaya vesile olan en önemli kurum, icra makamı olan hükümettir. Halkımız, hükümetlerin, iktidarların yapmış olduğu hizmet ve faaliyetlerden memnun olmadığı için, hem devlet kurumu hem hükümet hem de siyasî partiler -muhalefet dahil olmak üzere- öyle yıprandılar öyle yıprandılar ki, halkın ne yapacağı hususunda arayışlarda, işte 3 Kasım seçimleri öncesinde, güven ortamının yeniden sağlanacağı vaatleriyle seçim çalışmalarına girdik. Adalet ve Kalkınma Partisi de, seçim öncesi beyannameleriyle, gerek 58 inci hükümetin gerek 59 uncu hükümetin acil eylem planlarında da görüldüğü gibi, devletin güvenilirliğini sağlayabilmesi, hantal yapısının küçültülebilmesi ve israfın önlenebilmesi hususunda atmış olduğu adımları, kararlılıkla devam ettireceği hususunu dile getiriyorlardı. Nitekim, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsünün belirttiği gibi, burada, aslında, kadro ve partizanlık yapılacağı izlenimi olmadığını, küçültmenin kültürden başlandığı gibi bir konunun da yanlış olduğunu vurgulamak istiyorum. Küçülme, ilk etapta, 58 inci hükümet göreve gelir gelmez -hep tartışılan, ama, yapılamayan- 38 bakanlıktan oluşan Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin 24 bakanlığa düşürülmesi suretiyle başlamıştır. Aslında, sadece kültür önemli değildir, bütün bakanlıklar, bütün kurumlar, hepsi önemlidir; eğer, küçülmesi gerekiyorsa, sırası geldikçe, bir bir, hepsini küçültmek gerekir. İşte, bunlar yapılmaktadır. Bu bakımdan, kamu kurumlarındaki verimsizlik ve israf, bu kurumlara güveni sarsmıştır. Uzun vadeli strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında da belirtildiği üzere, kamu kuruluşlarının amaçlarında, görevlerin bölüşümünde, teşkilat yapısında, kaynaklarında ve bunların kullanılış biçimlerinde yaşanan aksaklık ve eksikliklerin giderilmesinin amaçlandığı bu çalışma... Devlet teşkilatında karşılaşılan temel sorunlar, hantal yapılar ve bürokrasinin, kamusal faaliyetlerin etkinliğini ve sosyal kalitesini düşürmesi, kamu harcamalarında verimsizliğe yol açması ve kamu hizmetlerinde yavaşlama, nitelik kaybı olarak ortaya çıkmaktadır; bütün bu sorunlar, birbirleriyle bağlantılıdır. Söz konusu aksaklıklar, devlet teşkilatının genel sorunları olduğu gibi, Kültür ve Turizm Bakanlığında da, bugün, aynı sorunlarla karşı karşıya kaldığımızı görmekteyiz. Bu sorunların ortadan kaldırılması amacıyla tasarlanan çözüm ise, benzer ya da yakın faaliyetler içinde bulunan bakanlıkların ve hatta bakanlık birimlerinin birleştirilmesi, teşkilatın organik yapısında küçülmeye gidilmesi, buna paralel olarak, personel sayısının azaltılması bunların sonucunda, kamunun, personel, demirbaş ve benzeri harcamalarında tasarrufa gidilmesi şeklinde bir zincirleme etkileşimin harekete geçirilmesi olarak formüle edilmektedir.

Kamusal organizmalarda yılların birikimi olarak ortaya çıkan rahatsızlıkların, ulusal çapta yaşanmakta olan ekonomik sıkıntıların aşılabilmesi ve bir daha yaşanmaması açısından da, devletin yeniden yapılanmasını zorunlu kılmaktadır. Ülkemizin uzun yıllar mahrum kaldığı siyasî istikrarın sağlandığı bu dönem, söz konusu yeniden yapılanmanın gerçekleştirilebilmesi için tarihî bir fırsat sunmaktadır.

Mevcut durumda merkez ve taşra dahil olmak üzere, Kültür Bakanlığının 17 700, Turizm Bakanlığının 2 000 olmak üzere toplam 19 700 kadrosunun bulunduğu; tasarıyla 3 200 kişilik bir kadrodan vazgeçilebileceği; ama, mevcut kadroların da değerlendirileceği konuşulmakta.

Tüm dünyada, kültür ve turizm konularının, birleşik yapılarda yer aldığı gözükmekte; örneğin, kültür ve turizm varlıklarını birleştirerek pazarlayan İtalya ve İspanya gibi ülkelerde, bu varlıkların turizm ürünü olarak yeniden ortaya çıkarılması ve pazarlanmasında çok daha başarılı olunduğu, bu ürünlerin adeta bir marka olarak tescil edildiği ortadadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1983 yılında birleşerek hizmete başlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı, 9 yıl sonra, 5 kez kanun hükmünde kararname değişiklikleriyle yeniden ayrışmış ve 1989'dan bu yana da, tekrar 5 kez, kararnamelerle yeni ilaveler yapılma ihtiyacı, zorunluluğu hâsıl olmuştur. Bu bakanlıkların yeniden parçalanarak kurulduğu, şimdi ise bu parçalanmaların kaynaştırılarak, birleştirileceği amaçlanmaktadır. Zaman zaman dağılan ailelerin toparlanması gibi, bu da, bir aile hüviyetiyle birlikte, sinerji doğacağının müjdesi olarak çalışma yapıldığını; kamu yönetimi yeniden yapılandırma projesinin bir parçası olan Kültür ve Turizm Bakanlıklarının birleştirilmesinin, sadece iki bakanlığın birleştirilmesi şeklinde görülmemesi gerektiği; bu çalışmaları, Başbakanlığa bağlı çok sayıda birimce gerçekleştirilen görevlerin, ilgili bakanlıklara, merkezdeki yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesini öngören yeni yasaların takip edeceğini, kültür varlıkları ve turizm ürün potansiyeli çok yüksek ve zengin bir ülke olan Türkiye'de, Kültür ve Turizm Bakanlıklarının birleşmesiyle, kültür ve turizm konularında ortak bir bakış açısının yakalanacağını, yepyeni bir sinerjinin doğacağını; bu birleşmenin, kamu yönetiminde tasarrufa gidilmesinin yanında, çok önemli bir başlangıç olarak da görülmesi gerektiğini belirtmekte fayda vardır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bu kanun tasarısında, 1 inci maddede, amaç "kültürel değerleri yaşatmak, geliştirmek, yaymak, tanıtmak değerlendirmek ve benimsetmek, tarihî ve kültürel varlıkların tahribini ve yok edilmesini önlemek, yurdun turizme elverişli bütün imkânlarını ülke ekonomisine olumlu katkı sağlayacak şekilde değerlendirmek, turizmin geliştirilmesi, pazarlanması, teşvik ve desteklenmesi için gerekli önlemleri almak, kültür ve turizm konularıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarını yönlendirmek ve bu kuruluşlarla işbirliğinde bulunmak, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör ile iletişimi geliştirmek ve işbirliği yapmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığının kurulmasına, teşkilat ve görevlerine ilişkin esasları düzenlemektir" olarak belirtilmiştir. Artık, her şeyin devlet tarafından ve bakanlık tarafından yapılmasının uygun olmadığını, yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz. Bütün dünyada ve Türkiye'de, artık, özel kesim ve şahıslar bile bu konulardaki hassasiyeti ortaya koydukları zaman, neler ortaya çıktığını görmekteyiz.

2 nci maddede, Kültür ve Turizm Bakanlıklarını birlikte mütalaa etmek suretiyle, görevleri şu şekilde belirtilmektedir:

"a) Millî, manevî, tarihî, kültürel ve turistik değerleri araştırmak, geliştirmek, korumak, yaşatmak, değerlendirmek, yaymak, tanıtmak, benimsetmek ve bu suretle millî bütünlüğün güçlenmesine ve ekonomik gelişmeye katkıda bulunmak,

b) Kültür ve turizm konuları ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarını yönlendirmek, bu kuruluşlarla işbirliğinde bulunmak, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörle iletişimi geliştirmek ve işbirliği yapmak,

c) Tarihî ve kültürel varlıkları korumak,

d) Turizmi, millî ekonominin verimli bir sektörü haline getirmek için yurdun turizme elverişli bütün imkânlarını değerlendirmek, geliştirmek ve pazarlamak" Yani, deniz, dağ, yayla, tarihî zenginlikler; inanç turizmi, vesaire; bütün potansiyeller.

"e) Kültür ve turizm alanlarında her türlü yatırım, iletişim ve gelişim potansiyellerini yönlendirmek,

f) Kültür ve turizm yatırımları ile ilgili taşınmazları temin etmek, gerektiğinde kamulaştırmak, bunların etüt, proje ve inşaatını yapmak, yaptırmak,

g) Türkiye'nin turistik varlıklarını her alanda tanıtıcı faaliyetler ile her türlü imkân ve araçlardan faydalanarak, kültür ve turizmle ilgili tanıtma hizmetlerini yürütmek,

h) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak."

Diğer maddeler, teşkilat kurulum çalışmaları, denetim çalışmaları ve diğer organizasyonlarla ilgilidir; maddelere geçildiğinde bunlarla ilgili görüşme yapılacaktır.

Tasarıyla getirilen yeniden yapılanmanın özeti şudur: Kültür Bakanlığının, daha önce tek çatı altında toplanmış olan Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kültür Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü "Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü" olarak birleştirilmiştir.

Kültür Bakanlığının, Kütüphaneler Genel Müdürlüğü ile Yayımlar Dairesi Başkanlığı "Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü" çatısı altında birleştirilmiştir.

Turizm Bakanlığının, Turizm Eğitimi Genel Müdürlüğü ile Kültür Bakanlığının Halk Kütüphaneleri Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğü ve Eğitim Daire Başkanlığı birleştirilerek "Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü" adı altında toplanmıştır. Kültür Bakanlığının geri kalan tüm ana hizmet birimleri aynı şekliyle kalmıştır.

Turizm Bakanlığının, İşletmeler Genel Müdürlüğü ve Yatırımlar Genel Müdürlüğü birimleri ile Kültür Bakanlığının, Kültür Merkezleri Daire Başkanlığı "Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü" olarak birleştirilmiş, her iki bakanlığın dış ilişkiler birimleri "Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi Başkanlığı" adı altında birleştirilmektedir. Her iki bakanlığın denetim ve yardımcı hizmet birimleri de birleştirilmektedir.

Dünyada, kültür ve turizm örgütlerinin durumuna şöyle bir göz atacak olursak; bu konuda faaliyet gösteren kültür bakanlığı, ülkeler itibariyle, İsveç, Norveç, Portekiz ve Yunanistan'dadır. Genel olarak eğilim, kültür bakanlığının ilişkili bulunduğu diğer sektörlerle aynı çatı altında toplanmak yönündedir. Bu eğilimlerden biri, kültür bakanlığı, turizm ve iletişim alanlarıyla birleşmek; diğer eğilim ise, eğitim ve bilim çatısı altında toplanmaktır. Turizm bakanlığı ise, ya ekonomi ya da kültür bakanlığı çatısı altında yer almaktadır. Turizm, daha ziyade, müsteşarlık olarak örgütlenmekte ve çoğunlukla yerel birimler eliyle yürütülmektedir. Örneğin, İspanya'da, Eğitim ve Kültür, Spor Bakanlığı yanında, ekonomi; Fransa'da, Kültür ve İletişim Bakanlığı yanında, İmar, Ulaşım ve Konut Bakanlığına bağlı Turizm Müsteşarlığı bulunmaktadır. Belçika'da, Başbakanlığa bağlı Bilim, Teknik ve Kültür İşleri Federal Hizmetleri ve bölgesel düzeyde turizm birimleri bulunmaktadır. Kore, Endonezya, Hindistan gibi ülkeler ile Amerika'da bazı eyaletlerde, kültür ve turizm bakanlığı ya da departman olarak faaliyetler yürütülmektedir. İngiltere'de, Kültür, Medya ve Spor Bakanlığına bağlı turizm otoritesi; İrlanda'da ise, Turizm, Spor ve Sanat Bakanlığı bulunmaktadır.

Özet olarak, Avusturya'da, Eğitim, Bilim ve Kültür Bakanlığı; Almanya'da, Kültür ve Medya Bakanlığı; Hollanda'da, Eğitim, Kültür, Bilim Bakanlığı ile merkezî düzeyde Hollanda Turizm Kurulu; Belçika'da, Başbakanlığa bağlı Bilim, Teknik ve Kültürel İşler Federal Hizmetlerine bağlı bölgesel turizm otoritesi; Fransa'da, İmar, Ulaşım ve Konut Bakanlığı içerisinde Turizm Müsteşarlığı ve Kültür ve İletişim Bakanlığı; Danimarka'da, Kültür Bakanlığı; İtalya'da, Kültürel Varlıklar ve Etkinlikler Bakanlığı; İngiltere'de, Kültür, Medya ve Spor Bakanlığına bağlı turizm otoritesi; İrlanda'da, Turizm, Spor ve Sanat Bakanlığı; Lüksemburg'da, Kültür, Yüksek Öğretim ve Araştırma Bakanlığı, Orta Sınıflar Tarım ve Konut Bakanlığına bağlı Ulusal Turist Ofisi; İspanya'da Eğitim, Kültür ve Spor Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı içerisinde Ticaret ve Turizm Müsteşarlığı; Amerika'da ve Luisiana'da, Kültür, Rekreasyon ve Turizm Departmanı olarak faaliyetlerini sürdürdüklerini görmekteyiz.

Turizm ve Kültür Bakanlıklarının birleştirilmesinde doğacak sinerji nasıl olacak; tüm kültür alanları, tabiî ki, turizm fırsatı sunmaz; ancak, Kültür ve Turizm Bakanlıklarının faaliyet alanları büyük oranda kesişmektedir. Her iki sektörün duyarlılıkları, planlama ve işletme kararları, bu iki sektörün birleşmesinin üreteceği sinerjiden büyük oranda faydalanacaklardır. Ancak, bunun için, turizm olgusunun algılanışı ve yeni vizyonuna ilişkin yeni bir bakış açısı da gerekmektedir.

Turizmi, kıyı alanlarında, izole edilmiş otellerde geçirilen dinlenme ve eğlence süresi olarak ele alan yaklaşım, kitlesel taleple karşılaşan Türk turizminin bulduğu ilk çözümdü. Bugün, doğa, ekoloji, tarih, kültür gibi farklı turizm türlerinin ciddî talep bulduğu bir turizm pazarı vardır. Kültür, kalite, otantiklik ve ülkenin ayırt edici değerleri, alanını koruyup geliştirmek gibi bir misyona sahiptir. Sahip olduğumuz kültürel varlıklar ve değerler, aynı zamanda birer turizm ürünü olarak da bir değere sahiptirler. Film, müzik, folklor, geleneksel ürünler, olaylar ve gösterilerin organizasyonu gibi etkinlikler, kültürel alana ait olduğu kadar, ülkenin imajı ve pazarlanmasının temel unsurlarını da oluşturmaktadır.

Kültür ve turizmin, ulusal ve uluslararası tanışmalara, kaynaşmalara, dayanışmalara, sevgi, saygı, dostluk ve barışa katkı sağlayan en önemli unsurlar olduğu aşikârdır. Tarih boyu, ecdadımız, bu noktalarda ciddî sınavlar vererek, bütün dünyaya örnekler sunmuşlardır. Bugün, kültür ve turizm faaliyetleri, devlet eliyle organize edildiği gibi, birçok başarılı özel sektör eliyle de, ticarî ve sosyal zeminlerde yürütülebilmektedir.

Bir turizm destinasyonunun markalaşması, imajı ve kimliği kültür üzerinde yükselmektedir. İç ve dış turizm hareketleri arttıkça da, kaynakları korumak, kaçınılmaz tek strateji olmak durumundadır. Korumanın, yasaklamak veyahut yasakçı anlayışın sürdürülmesiyle değil, değerlerimizin, maksadına uygun ve meşru ölçülerde kullanılmasıyla mümkün olduğunu yaşıyor ve görüyoruz. Yasakçı mantıkla SİT alanlarının, tarihî değerlerin ve eserlerin nasıl talan edildiğini yaşayan bir kardeşiniz olarak bunu söylüyorum. Maili inhidam kararı alınan 480 tarihî eserin yıkılamadığı, organize edilemediği, kullanılamadığı, devredilemediği bir Beyoğlu'nda -bütün binaların terk edileceği, yakılacağı, yıkılacağı günü bekleyerek- tenkit ve eleştirileri bekliyorduk. Böyle dönemlerden kurtulmak için, kullanım ve koruma dengesini iyi sağlamak gerekir.

Bu yönüyle, turizmin, kültür sektörü için ciddî bir kaynak oluşturma potansiyeline sahip olduğunu ve bunun da, kültürel altyapıların korunup, geliştirilebilmesi imkânını sağlayacağını ifade etmek istiyorum. Nitekim, turizm gelirlerinin yüksek olduğu ülkelerde, kültürel varlıkların ve merkezlerin hassasiyetle korunduğu da bir gerçektir. Dikkat edin, tekrar ediyorum; turizm gelirleri -ki, Türkiye'nin potansiyeli buna müsaittir- Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinasyonu içerisinde algılandığı sürece, bu gelirler yükseldiği oranda, o ülkelerde olduğu gibi, Türkiye'de de, Kültür varlıklarının ve merkezlerinin hassasiyetle korunacağı ve turizmin, bir kültür olgusu olarak ele alındığını bilmemiz gerekiyor.

Sonuçta, yerli ve yabancı turistin de temel güdüsü yaşayacağı deneyimin gerçekçiliği, sahiciliği ve kalitesi olacaktır. Destinasyon yanında farklı deneyimler arayan yerli ve yabancı turist için deneyimlenmeyecek bir imaj satılamayacağına göre, orijinalliği korumaktan başka çaremiz yoktur. Çevre, ekolojik denge, tarih, sanat, kültür gibi konuların tümü, aslına uygun bir şekilde korunması gerekir. Üstelik, ülkemizin zengin kültürel varlık envanteri ve birikimi, diğer ülkeler gibi kolajlar oluşturmaya geçmiş...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 16 Nisan 2003

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook