Denizli mv.ümmet kandoğan'ın, bazı belediyelerin kaldırılması hakkında kanun teklifi (s.s.308)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 1.309 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nusret Bayraktar (AK Parti), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZLİ MV.ÜMMET KANDOĞAN'IN, BAZI BELEDİYELERİN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.308)); konuşma 1.309 kelime.
Nusret Bayraktar (AK Parti, İstanbul). “Denizli mv.ümmet kandoğan'ın, bazı belediyelerin kaldırılması hakkında kanun teklifi (s.s.308)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nusret-bayraktar-22-2003-12-20-denizli-mv-ummet-kandogan-in-bazi-belediyelerin-kaldirilmasi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; gecenin ilerleyen bu saatinde, sizleri fazla meşgul etmeden, kamuoyunu ve sizleri bilgilendirmek üzere, karşılıklı olarak fikirlerimi paylaşmak için, görüşülmekte olan 308 sıra sayılı Bazı Belediyelerin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifinin 2 nci maddesi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyor; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, Türkiye'de 3 Kasım seçimleri öncesi gelişen olaylar, gelişen ve değişen dünya ve ülke şartlarına paralel olarak birçok konuda reform yapılması gerektiğini, özellikle de hizmetlerin aksatılmadan yürütülebilmesi, verimli hizmetlerin yürütülebilmesi için, israf ekonomisini de bir kenara bırakarak, tasarrufa yönelik, hizmetleri süratle takip edebilecek, dünya konjonktürüne ayak uydurabilme açısından, yerel yönetimlerin mutlaka revize edilmesinin tartışıldığını hep beraber biliyoruz ve her siyasî parti, bu konularda yıllarca çalıştılar, belli tasarıları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirdiler; ama, ne yazık ki, bugüne kadar, bu reform yasa tasarısı hiçbir siyasî parti veya hükümet tarafından gerçekleştirilemedi.
Ben, öncelikle, Sayın Sedat Pekel'in özellikle 2 nci madde hususundaki endişesini dile getirdiği konuda, önergeyle, bu eksikliği düzelteceğimiz hususundaki bilgilerimi belirttikten sonra, vaktimin elverdiği ölçülerde, kısaca, diğer konulara temas edeceğim; çünkü, ben de birçok arkadaşım gibi, gerek Cumhuriyet Halk Partisi gerek AK Parti milletvekillerinin büyük bir bölümünde olduğu gibi, il genel meclisinden, belediye başkanlıklarından, meclis üyeliklerinden gelerek, kamunun her yöndeki faaliyetlerini az çok bilen, yaşayan, gören ve tartışmalara tanık olan bir arkadaşınız olarak, bu konulara temas etmek arzusundayım.
Bu, geçici personel, özellikle tasfiye edilen mantığından hareketle, tüccar siyasetini gündeme getirmeyi tenkit eden arkadaşlarımız vardır. Verimlilik açısından kullanılan terimler, tüccar siyaseti olur, başka türlü siyaset olur; elbette, değişen, tasfiye edilen, aktarılan, kapatılan belediyelerin yerine, oradaki, gerek borçlar gerek alacaklar gerek araç gereçler ve özellikle de en önemlisi, personelin geleceğinin ne olacağı hususu gündeme alınmıştır. Bunlar da eğer belediyelere devredilseydi -ki, bu 1 inci maddede önergeyle değiştirildi- belediyeler değil, 3030 sayılı Yasa gereği ve büyükşehir belediyeleri ile il ve ilçe belediyeleri dışındaki bütün belediyeleri kapsıyor ve bunlar köye dönüşüyor. Köye dönüşen belediyelerin bütün varlıkları, alacak, verecekleri ve işçi ve personeli, bütün gereçlerle birlikte il özel idarelerine devrediliyor.
2 nci maddenin son paragrafında şöyle söyleniyor: "Sözleşmeli Personel sözleşmeleriyle geçici işçiler ise vize pozisyonlarıyla birlikte katılan belediyelere, belediyenin köye dönüşmesi halinde ise il özel idaresine devredilir." Dolayısıyla, bu geçici personelle ilgili belirsizlik yok; bunlar da aynen kadrolu personel gibi, belirli halde il özel idarelerine devrediliyor.
Değerli arkadaşlar, 1580 sayılı Yasa gereği, 340 belediyenin 2000 nüfus kriterinin altına düştüğü, yasal açıdan bu belediyelerle ilgili bir düzenlemenin mutlaka yapılması gerektiği zorunluluğundan hareketle, bu yasa teklifi gündeme getiriliyor. Elbette, kamu yönetimi reform yasa tasarısı ve yerel yönetimler reform yasa tasarısıyla birlikte daha geniş şumullü bir şekilde tartışılarak kanun haline gelmesi arzumuz idi. Bir yılı aşkın bir süredir, bu kadar tartıştığımız halde, hâlâ, tartışmanın yetersiz olduğu iddia ediliyor; ama, hepimiz, 3 000 veyahut 10 000 nüfus kriterinin altında olan ve sınır itibariyle de, mesafe itibariyle de 5 000-10 000 kilometre gibi konuların tartışıldığını biliyoruz.
Peki, 2000 yılı son nüfus sayımında -"Devlet İstatistik Enstitüsünde şişirmeler oldu, indirmeler oldu" sözüne muhatap olmak aynı bir konu; o, bizim konumuzun dışında- evet, birçok belediye, İstanbul'dan, Ankara'dan, Bursa'dan insan taşımıştır; daha önce, şişirilerek belediye olmuştur. Bu, siyasî gelecek açısından olmuştur. Birçoklarının da, hakikaten, gece ve gündüz nüfuslarının farklı olduğunu, turistik bölgelerde, özellikle yaz ve kış aylarında farklı olduğunu, adalar ve sahillerdeki turistik bölgelerin nüfuslarının farklı olduğunu, hatta, yeni kamu yönetimi ve yerel yönetimler reform yasa tasarısında, bu gibi il, ilçe ve beldelerdeki belediyelerin, İller Bankasından veyahut merkezî yönetimden almaları gereken payların, farklı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini de tartışıyoruz. O konunun ayrıca ele alınması lazım, doğrudur. Ben de, aynı şekilde, gündüz 2 000 000 nüfusu olan, gece 500 000 kişinin yaşadığı bir Beyoğlu'nda belediye başkanlığı yaptım. Eminönü'nde, gündüz nüfusu 2 500 000, gece nüfusu 70 000. Kuşadası'na, kış aylarında 20 000-30 000, yaz aylarında 150 000-250 000 civarında nüfus geliyor. Burada bir çarpıklık var. Bu çarpıklıklar neyi gösteriyor; demek ki, Yerel Yönetimler Yasasında ciddî bir şekilde reform yapılması gerektiğinin gerekçeleridir.
OYA ARASLI (Ankara)Yalnız, geceyarısı operasyonuyla değil; ciddî bir şekilde.
NUSRET BAYRAKTAR (Devamla)Bunlar tartışılır; ama, zamanımız yetmedi. "Alelacele getiriliyor; 5 kala" deniliyor; daha seçime üç ay var.
Biz, elbette, risk alarak, bazı şeyleri risk ederek, reformun ilk adımı olan fedakârlıkları yapma hususunda adımı atıyoruz ve burada...
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Takvim bir hafta sonra başlıyor.
NUSRET BAYRAKTAR (Devamla)Başlayabilir; biz, şu anda üzerimize düşen görevi yapalım.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Bakanlar Kurulu kararıyla getirseydiniz.
NUSRET BAYRAKTAR (Devamla)Bakın, yarınla ilgili konuyu, o günün konjonktürü, şartları, kendiliğinden ortaya çıkaracaktır, gerek seçimler öncesi gerek seçim sonrası; halkımız ve yetkili olanlar da, kendi kanaatlerini, doğrularını, bildiklerini uygulayacaklardır.
Elimde olan listede, 340 belediyenin 43 tanesi, 1 900 ile 2 000 nüfus arasındadır. Bunların arasında, Sayın Ülkü Beyin söylediği gibi, bazı arkadaşlarımızın söylediği gibi, gerçekten kalıcı hizmet üretmiş ciddî belediyeler olabilir; ama, bazı belediyeler var ki, ben, otuz yıl belediye başkanlığı yapıyorum, burada ciddî hizmetler ürettim; ama, 2 300-2 500 olan nüfusum 1 950'ye düştü; şimdi kapatıyorsunuz diyor.
Otuz yıl ciddî hizmet üreten bir belediye, otuz yıl içerisinde niye cazibe merkezi oluşturarak, 2 300 olan nüfusunu 3 000'e çıkaramadı da, 1 900'e düştü; demek ki, belediyecilik hizmeti açısından orada verilmesi gerekeni veremediler. Neden diye, aynı arkadaşa sordum...
V. HAŞİM ORAL (Denizli)Bu belediyeler Türkiye'nin dışında mı, bu kadar mı körsünüz?!
NUSRET BAYRAKTAR (Devamla)...Dedi ki: "Efendim, benim bölgem deprem bölgesi olduğu için, nüfus benden başka tarafa kaçtı." Deprem bölgesi ise, demek ki, belediyecilik açısından orada bir eksiklik var, bir zafiyet var; kanun gereği, böyle, nüfus kriteri aşağıya çekildiyse, gözden geçirilmesi gerektiğini, zaten bir kere daha görmüş oluyoruz.
V. HAŞİM ORAL (Denizli)Sizinki, okullar olmadan millî eğitimi yönetmeye benziyor.
NUSRET BAYRAKTAR (Devamla)Bunların arasında, 240'a yakın 1 000 ilâ 1 500; 75'e yakın 1 500 ilâ 1 900; 5 tane de 1 000'in altında nüfusu olan belediye var ve görüyoruz ki, Anadolu'da, belediye başkanlığı yapmış milletvekili arkadaşlar özellikle bunları biliyorlar. Belde belediyeleri başta olmak üzere, belediyeler, hizmetleri yürütebilmeleri için valiliğin, Köy Hizmetleri il müdürlüğünün, Karayolları bölge müdürlüğünün veya büyük ilçe ve il belediyelerinin kapılarında veyahut da Parlamentoda veya İller Bankasında, maaş için, yatırım için, kredi için, şunun için, bunun için yardım talep ediyorlar, hizmet üretmek istiyorlar. Doğrudur; ama, üç kişiyle, beş kişiyle nasıl hizmet üretecekler! Hele hele, belediyeler, çağdaş ve modern kentleşme adına hizmet üretirlerken -mimarı yok, şehir planlayıcısı yok, doğru dürüst hesap müdürü yok- bir yazı işleri müdürü, hem hesap işleri müdürü, hem fen işleri müdürü, hem başkan danışmanı olarak imar planlarını değiştirecek olursa, fen hizmetlerinin yatırımlarını takip edecek olursa, bu bölgede nasıl randımanlı hizmet üretilebileceğinin hesabını sizler biliyorsunuz.
Hizmet ölçeğini büyütmek için, belediye sınırları ve nüfusu ölçeğini büyütmek gerekir. Biz, Avrupa'yı, Japonya'yı, gelişmiş dünya ülkelerini örnek alıyoruz. Örnek alınan, tespit edilen, keşfedilen bazı bölgeler varken, yeni keşiflere gerek yoktur. Onlar, 33 000 olan belediye sayısını 3 000'e indiriyorlar, 3 000 belediyeyi 1 500'e indiriyorlar, 350 belediyeyi 300'e indiriyorlar, yani nüfus kriterini 3 000'den 10 000'e, 20 000'e doğru çıkarıyorlar; biz de, en azından 1 580 sayılı Yasanın gereği olan 2 000 nüfusun altına inmiş olan belediyelerin kapatılarak ilk adımın atılması gereği hususundaki kararlılığımızı halkın önüne açtık, bunu ilan ettik, Türkiye Büyük Millet Meclisinde de bunun tartışmalarını yapıyoruz.
"Yeterli değildir, zamanlaması yanlıştır, eksiktir, kusurludur" sözleri ayrı konu. Hepimiz, internet çağında yaşıyoruz, iletişim çağında yaşıyoruz, bütün dünyayı da takip edebiliyoruz, bütün gelişmeleri de takip edebiliyoruz. Kamu yönetimi reformuyla ilgili yasa tasarısı başta olmak üzere, tasarı ve teklifleri, aslında, siyasî parti grupları tartışıyor. Zaman zaman, televizyonlarda, karşılıklı telefon bağlantılarıyla, canlı yayınlarla, bu tartışmalara, hep beraber katılıyoruz. Demek ki, bir şeyler aslında biliniyor. Bilinen şeylerin tekâmül etmesi hususunda, çok fazla zaman kaybına tahammülümüz yok. Bir beş yıl daha, bu çarpık yapılaşmalarla, çağdaş olmayan normlarla belediyecilik hizmetini yürütebilmenin bir vebal olduğu anlayışı içerisinde, seçimlere üç ay kala böyle bir riski göze almak, aslında her babayiğidin işi değildir. Başta Genel Başkanımız, Başbakanımız olmak üzere, yerel yönetimlerden gelmenin sorumluluğu içerisinde vermiş olduğu vaat ve taahhütlerin yerine gelmesi açısından, bizlere, sizlere güvenerek...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 20 Aralık 2003