V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)
Artvin Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 749 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Yıldız (AK Parti), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: V. TUR (ADALET BAK.,YARGİTAY BAŞK.,DANIŞTAY BAŞK.,ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK.)); konuşma 749 kelime.
Orhan Yıldız (AK Parti, Artvin). “V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-yildiz-22-2003-12-20-v-tur-adalet-bak-yargitay-bask-danistay-bask-enerji-ve-tabii-kayn (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN YILDIZ (Artvin)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde Parti Grubum adına söz almış bulunuyorum; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, toplum hayatında barış ve güvenin sağlanmasında hukuk düzeninin çok büyük bir önemi vardır. Bu nedenledir ki, toplum hayatı oluştuğu andan itibaren de hukuk vardır ve olmaya devam etmiştir. Çünkü, bireyin en doğal hakkı, güvenliğinin sağlanmasıdır ve bu ihtiyaç da, doğal olarak, hukukun doğmasına yol açmıştır; fakat, çağımıza damgasını vuran hukuk devleti kavramı ise, nispeten yeni bir kavramdır ve demokrasinin yerleşmesi ve gelişmesiyle de eşzamanlıdır. Eğer, demokrasi varsa hukuk devleti vardır, hukuk devleti varsa da demokrasi vardır. Bu iki kavramı birbirinden ayırmak mümkün değildir.
Peki, hukuk devleti niçin bu kadar önemli? Bunun da nedeni şu: Çünkü, bu, hukuk devletinin tanımında gizli. Hukuk devletinde kamu gücünü kullananlar da hukuk kurallarına uymak zorundadırlar. Eğer uymazlarsa, bunun sonuçlarına ve yaptırımlarına da katlanırlar. Eğer, bir ülkede yürürlükte olan kurallara kamu gücünü kullananlar tarafından tam olarak uyulmuyorsa, o ülkede hukuk devleti tam ve eksiksiz olarak tesis edilememiş demektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hukuk devleti kavramı, doğal olarak, çağdaş ve demokratik devletin olmazsa olmaz şartıdır. Ayrıca, ekonomik kalkınma, sosyal refah ve sosyal adalet de, hukuk devleti olmadan gerçekleştirilemez. Bu nedenledir ki, 1923 yılında cumhuriyeti ilan etmemize rağmen, hukuk devletini bir türlü yaşama geçiremediğimizden, tam ve eksiksiz olarak tekâmül ettiremediğimizden, demokrasimiz, maalesef, çeşitli defalar inkıtaa uğradı.
Buradan, şuraya gelmek istiyorum: Kimseyi incitmek ya da suçlamak gibi bir niyetimiz yok; çünkü, herkesin, tabiî, kendine göre son derece haklı nedenleri var; ama, en doğru kararı her zaman tarih verecektir. Yalnız şunu söylemeliyim ki, eğer hukuk devletini tam ve eksiksiz olarak hayata geçirmiş olsaydık, bugün bu sıkıntıların hiçbirisini biz yaşamayacaktık.
Değerli arkadaşlarım, demokrasi bir tahammül rejimidir. Şüphesiz, insanların kendi görüşünde olmayanlara tahammül etmesi zordur; ama -bu çok önemli- tahammül etmeyi öğrenmek zorundayız. Eğer biz buna uygun hareket edersek demokrasimiz de gelişecek ve eksiksiz olarak uygulanacaktır. Tabiî, burada önemli olan nokta şu: Biz, demokrasiden hiçbir zaman vazgeçemeyiz. Demokrasiyi tehdit eden unsurları her zaman şiddetle reddedeceğiz; çünkü, demokrasi, çağımızın rejimidir. Şüphesiz ki, mükemmel değildir; ama, bugüne kadar gelmiş olan, denenmiş olan rejimlerin en mükemmelidir. Bu nedenle, hep birlikte demokrasiye sahip çıkmak, onu korumak ve yaşatmak zorundayız. Bunun içindir ki, çağdaş normlara uygun anayasa ve yasalar yapmak mecburiyetimiz var. Yasalarımızı, Anayasamızı mükemmele yakın bir duruma getirmek zorundayız, buna mecburuz; iktidar olarak bizler ve muhalefet olarak da sizler, hep beraber bunu yapmak zorundayız, başka çaremiz yoktur.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, hukuk devletinin olmazsa olmaz şartı da, yargıdır; çünkü, objektif, nesnel ve umumî olan hukuk kurallarına en son nitelemeyi yargı yapacaktır ve yargının nitelemesi de, en son niteleme olması itibariyle, en doğru niteleme olarak karşımıza gelecektir ve en son aşamada belki tartışabileceğiz; ama, mutlaka ve mutlaka, uygulamak zorunda kalacağız.
Bu nedenle, tabiî ki, yargıya düşen görev son derece önemlidir. Yargının, toplumun gerisinde veya toplumla beraber değil, toplumun ilerisinde olması gerekir, toplumun önünü açması gerekir. Bu bir mecburiyettir. Bizim örnek aldığımız Batılı demokrasilerde de, bu, her zaman böyle olmuştur.
Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, üzülerek söylemeliyim ki, Adalet Bakanlığının bütçeden aldığı pay son derece düşüktür. Bizlerin, bu bütçeyle mükemmel bir hizmet beklememiz şüphesiz zordur, buna imkân yoktur. Hâkimlerimiz, savcılarımız, çok güç şartlar altında hizmet vermektedir; yardımcı Adalet personeli çok güç şartlar altında hizmet vermektedir. Maaşları son derece yetersizdir. Bunu, bir an evvel düzeltmek zorundayız; çünkü, unutulmamalıdır ki, yargıya yapılan yatırım ölü yatırım değildir. Yargıya 1 verdiğiniz zaman, onun karşılığını 5 olarak alma ihtimalimiz vardır.
Ne yazık ki, geçmiş hükümetlerde, yargı, sürekli ihmal edilmiştir. İnşallah, bunu, şimdiki, bizim hükümetimiz zamanında ve sonrasında telafi etmek zorundayız ve etmeye de mecburuz.
Maalesef, bugün göreve yeni başlayan bir hâkimimiz 800 000 000 lira civarında maaş almaktadır ki, bu, şu anda yoksulluk sınırının bile altında olan bir rakamdır. En kısa zamanda, gerçekten, hâkimlerimize, yaşanır bir ücreti verme mecburiyetimiz var.
Değerli arkadaşlarımız, bir noktaya yine temas etmek istiyorum. Özellikle, uygulamada ortaya çıkan bir sorundur. Bence, hâkimlik mesleği ile savcılık mesleğinin de, birbirinden kesin ve net çizgilerle ayrılması gerekir; çünkü, bugün, hâkim olarak görev yapan bir yargı mensubumuz, daha sonra kararnameyle savcı olarak atanabilmektedir, savcı olan bir yargı mensubu da hâkim olarak atanabilmektedir. Aslında, bu iki mesleğin, ikisinin de hukukçu olması dışında, birbiriyle uzlaşır bir tarafı yoktur. Savcının statüsü, savunma mesleğini temsil eden, bağımsız savunmayı temsil eden avukatla aynı durumda olması gerekir. Çağdaş ülkelerde bu böyledir. Bizde de böyle olması gerekir ve bu bir zorunluluktur.
Değerli arkadaşlarım, mahkemelerimizin iş yükü gerçekten oldukça fazladır. Hâkimlerimiz, savcılarımız, yardımcı personelimiz dosyalar altında ezilmektedir. Avukatlarımız, mahkemelerde, icra kalemlerinde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 20 Aralık 2003