Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 87. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Mayıs 2003 · 798 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 29 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )); konuşma 798 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; konuyu, ben, iki bölümde ele almak istiyorum; birincisi, kurulmakta olan araştırma enstitüsü; ikincisi de, bu araştırma enstitüsünün odaklandığı madde; o da bor.
Şimdi, konu bir araştırma enstitüsü olduğuna göre, özellikle şu anda tartışmakta olduğumuz 9 uncu madde araştırma ve geliştirme koordinatörlüğü üzerinde olduğuna göre, öncelikle bunun üzerinde duracağım.
Bir araştırma ve geliştirme enstitüsünün iddiası farklı düzeylerde olabilir. Örneğin, taklit, başkalarının yaptığını taklit etmek veya başkalarının yaptığını aynen yapmak olabilir veya başkalarının yaptığının ötesinde bir yerlere gitmek olabilir. Bu son söylediğim, bir araştırma enstitüsünün görevi olarak daha iddialıdır ve elbette, çok daha güçlü bir bilimsel yapısı ve güçlü bir kadrosu olması gerekir. Güçlü bir kadrosu olmasından kastım, miktar bakımından, sayıca değil; ama, destekleme gücüyle veya bir vizyon belirleme gücüyle daha etkin olması gerektiğidir.
Bu yasa tasarısını ve bu tasarının özellikle 9 uncu maddesini alçakgönüllü buldum. Bunu bir eleştiri olarak almak şart değil; belki ilk adım olarak, bu, daha uygun denebilir; bunun aksi de iddia edilebilir; fakat, daha çok "var olan ürünleri biz de yapalım" amacına yönelik, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yönelik. Katmadeğeri daha yüksek olan, talebin de daha az olabileceği, örneğin -deterjan piyasası çok geniş, bunu yapanlar da var- uzay teknolojisi gibi; hidrojen taşıma özelliğinden yararlanılarak borun enerji sektöründe kullanılması gibi veya bugün hiç akla gelmeyecek bir alanda kullanılma vizyonunu, bu maddede ve bu tasarıda görmüyoruz.
Bu iddianın olmuş olmasını dilerdim; dediğim gibi, belki, aksini de söylemek mümkündür; fakat, bir adım olarak da -tabiî, eleştiri olarak bunu almak şart değil- görülebilir. Bu vizyonun, ileride, zaman içerisinde, daha iddialı bir şekilde ortaya konulabilecek biçimde gelişmesini dilerim. Birincisi bu; araştırma geliştirme iddiası bakımından alçakgönüllü gördüğümdür.
İkincisi de şu: Yine, araştırma geliştirme yapısı bakımından bir ar-ge süreci birkaç aşamadan meydana gelir; bunu, ar-ge faaliyetlerine dahil olmuş arkadaşlarımız bilir. İlk başta fikirler üretilir. Bu fikirler içerisinde proje seçimi süreci vardır. Bir huni gibi düşünürseniz, huninin başından birçok fikir girer; ama, huninin içinden, daralan kısmından, ancak birkaç proje çıkabilir. Fikir geliştirme, proje seçimi, ondan sonra o seçilen projelerin yönetimi ve sonuçlandırılması; bu dört aşama çok önemlidir. Bu dört aşama, zincirin halkaları gibidir; herhangi bir tanesi zayıf olursa, zincirin tamamı zayıf olur. Dolayısıyla, bu dört aşamayı gerçekleştirebilecek belli bir vizyon, -belli bir hedef diyeyim; vizyon demeyeyim; o iddialı olur. O kadar iddialı bir enstitü kurma durumunu görmüyorum, söylediğim gibi- bir hedefi, bir amaç için bu dört aşamayı, her aşamasında değerlendirebilecek, başvurulabilecek, danışılabilecek bir bilim kurulu, bir danışma kurulu olmasını ben çok önemli görüyorum. Sayın Bakanımızla o konuda anlaşamıyoruz. Sayın Bakanımızın kaygılarını ve endişelerini de -öyle bir bilim kurulundan- anlayabiliyorum, onları da görebiliyorum; fakat, böyle bir bilim kurulu olmasını, çok yararlı, bu sürecin çok daha etkin yürüyebileceğine hizmet edici görebiliyorum; çünkü, bu araştırma geliştirmenin konusu olan maddenin yapısıyla çok ilgili. Örneğin, çelik üzerine bir ar-ge... Çelik, olgun bir maddedir veya çelik üretim teknolojisi olgun bir teknolojidir diyebiliriz; ama, bor öyle değil. Bugün, bor kullanılarak, akla gelmeyecek nice ürünler ve nice teknolojilerin gelişmesi mümkün. Tabiî, Türkiye'nin, yüzde 65 civarında, üçte 2 civarında bir rezervinin de olması, bu stratejik önemini katlıyor. Hem olgun bir teknoloji değil; yani, yarını çok açık bir teknoloji hem de Türkiye, bunun üçte 2'sine sahip. Bu nitelikler, daha iddialı, bilimsel yapısı güçlü, danışma kurulu olan bir yapıyı gerektirir kanaatindeyim.
Bu bor araştırma enstitüsünün, hedefleri arasında ticarî boratlar dışında; yani, geleneksel sektörlerde rekabet gücü yaratabilecek ürünler dışında, özellikli bor bileşiklerinde; yani, daha ileri teknoloji kullanan bor bileşiklerinde de iddialı olmasını ve araştırma programına bunları da alabilmesini görmek isterim; fakat, yine, dediğim gibi, var olan amaçlar ve var olan kadro yapısıyla -burada 13 uzman var- bunu pek mümkün görmüyorum. Neden; çünkü, borun, yine, kullanım veya potansiyel alanları, o kadar farklı disiplinleri, o kadar farklı teknolojileri gerektiriyor ki, bir yandan gübreden söz ediyoruz, öte yandan deterjandan, bir yandan uzay teknolojisinden söz ediyoruz, diğer yandan cam elyaftan. Çok farklı alanları kapsayabilen bir maddenin, yine, çok disiplinli bir destekle yürütülmesi gerektiğine inanıyorum; fakat, dediğim gibi, bu da diğer bir indikatör.
Bu yasayla, daha çok ticarî boratlarda; yani, özellikli bor bileşiklerinde, rekabet gücü daha yüksek, katmadeğeri yüksek, talebin çok fazla olmadığı; ama, katmadeğeri yüksek alanlara girme olanağını, şu anda görmüyorum. Umarım, devamında, Türkiye'yi bir yerden bir yere sıçratabilecek... Ülkeler, bir noktadan bir noktaya sıçrarken belli teknolojileri kullanarak bu sıçramayı yapabiliyor. Türkiye, dünya rezervlerinin üçte 2'sinin elinde hazır bulunduğu bir maddeyle çok daha güçlü, iddialı bir vizyonla, çok daha önemli bir pozisyon alabilirdi dünyada. Önemli derken, piyasa anlamında demiyorum sadece; o da önemli -değerli arkadaşım sözünü etti; Çin, deterjanda henüz kullanmıyor- bu piyasayı Türkiye'nin alması bakımından önemli; ama, düşünün, üçte 2'sinin bizde olduğu bir cevherle, şimdiye kadar düşünülmemiş ürünleri geliştirdiğimizde, bunun pazarı çok fazla olmayabilir, sınırlı olabilir; ama, sadece bizde olan bir teknolojiyi Türkiye'nin geliştirme potansiyeli varsa, bunu kullanabilmeli. Bu, daha vizyonel, bu, daha etkin ve atılgan bir teknoloji politikası olurdu diye düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mayıs 2003