İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri

Taner Yıldız

Kayseri Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 57. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mart 2003 · 844 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Taner Yıldız (AK Parti), 27 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 844 kelime.

Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 27 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-22-2003-03-27-2003-mali-yili-butcesi-10-uncu-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA TANER YILDIZ (Kayseri)Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 2003 malî yılı bütçe görüşmelerinde Grubumuz adına söz almış bulunuyorum; heyetinizi, şahsım ve AK Parti adına saygıyla selamlıyorum.

Sürenin kısa oluşu nedeniyle, konuşmamı, sektöre genel bir bakış ve elektrik enerjisiyle sınırlandıracağım.

Bütün bakanlıkların bütçelerinin, ayrı ayrı, genel bütçeye oranlarının zorunlu olarak düşüklüğünü Enerji Bakanlığı için de söylemek mümkündür. Bütün bu yorumların, istenmeyen ve temenni edilmeyen 40 milyar dolarlık faiz ödemeleri ve 93,5 milyar dolarlık iç ve dışborçların ödenmesi baskısı altında yapıldığı bilinmektedir. Borçların onyedi yılda 3 katına çıktığı bu ülkede, kişi başına düşen millî gelirin 2 000 dolar ve borcun ise 3 000 dolarlar civarında olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Sayın Bakanın sunuşunda, uzun vadeye yönelik, tüm kesimlerce benimsenmiş bir projeksiyona sahip, ne sınırsız serbest piyasa kurallarının ne de tamamıyla devletçi politikanın belirleyici olduğu bir anlayış yer almaktadır. Ülkenin, dışa bağımlılık, yenilenebilir kaynakların kullanımı, kaynak çeşitlendirilmesi, stratejik ve kamu yararları gibi öncelikli hedefleri olduğu anlaşılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; enerji sektörü, gerek hukuki gerek malî ve gerekse stratejik açıdan bir değişim içerisindedir. Türkiye’de tümüyle devlet eliyle işletilen sektördeki yapı, 1984 yılında 3096 sayılı Kanunla yerli ve yabancı özel yatırımcılara açılmış, 2001 yılında 4628 ve 4646 sayılı Kanunla da elektrik ve doğalgaza -aynı zamanda petrolle alakalı olan da bitirilme aşamasındadır- dayalı rekabetçi serbest piyasaya geçişi sağlayacak yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

Tabiî ki, yazı ve kanunla zemin hazırlanmaya çalışılan sektör, bu değişimi hemen gerçekleştiremiyor, tedricen ve programlı olması gerekiyor. İngiltere’de, bu, dokuz yılda belli bir yüzdeye ulaşmıştır. Hollanda’da tüketicilerin yüzde 30’u, ancak satıcılarını serbestçe belirleyebilme oranındadır, on yıl içerisinde yüzde 100’e ulaşma hedefleri vardır. 1995’te, Finlandiya’da yüzde 30, Hollanda’da yüzde 22, İtalya’da yüzde 12, Avusturya’da yüzde 15 ve Türkiye’de ise yüzde 2’ler civarında özelleşmiş bir dağıtım mevcuttur. 1926 yılında kurulmuş olan Kayseri Elektrik AŞ. –görev yaptığım için de oradan bir örnek vermek istiyorum- aslında, özelleştirmenin iyi örneklerinden biridir, belki de, başlıcasıdır. Performans değerleri itibariyle Avrupa Birliği ortalamalarına yaklaşmış yüzde 8,65’lik kayıp kaçak oranları, tahakkuk ve tahsilat oranları da yüzde 100 ve yüzde 98,6 civarındadır. Bu tür şirketlerin, özellikle özelleştirmede örnek alınacağı kanaatini taşıyorum.

Bütün değişimler sancılıdır, ani değişimlerin ise, bu tür sistemlerde çatlak doğurma ihtimali vardır. Bu değişimlerin risklerinin minimize edilmesi, yan tesirlerinin giderilmesi için öncelikle yapılması gerekenler Bakanlığımızca planlanmıştır. Bakanlığımızın planlamasında öncelikle devlette ortak dil tesisinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Enerji projeksiyonunun oluşmasında, öncelikle Bakanlık, ilgili kuruluşlar; EÜAŞ, TEİAŞ, TETAŞ, TEDAŞ, DSİ, DPT; Hazine, hukuk kurumları, Maliye ve malî sektör arasında ortak dil tesis edilecektir. Bütün kavramlar, rakamlar tanımlanacak ve netleşecektir. Enerji çeşitlemelerindeki önceliklerde mutabakat, fiyatlandırma, sabit kurulu güç, kullanılan elektrik miktarı, arz talep tahminleri, güç yedeklemeleri ve diğer konular belirsiz kalmayacaktır. Böylece sektörel bir mutabakat sağlanmış olacaktır. Bu mutabakatın sağlanması için ise, sektörün hukukî, teknik ve kültürel altyapısındaki eksiklikler giderilecek, serbest piyasaya geçilmesi için, geçiş dönemi ve prosedürler acilen tamamlanacaktır.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 4628 sayılı Kanunun hedefi olarak, Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluyla koordineli bir şekilde politika yapıcı ve detaylarıyla uygulayıcı bir çalışma yapma durumundadır.

Bunun için tüm enerji üretimi faaliyetlerinin piyasa koşullarında yapılması önşartların başında gelmektedir; ancak, mevcut durumda piyasanın yüzde 73,7’sinin kamu, yüzde 14,2’sinin otoprodüktör olmak üzere yüzde 26,3’ünün özel sektör olmasının bu konuda dikkat çekici bir yanı vardır. Yap-işlet-devret projelerinden oluşan yüzde 12,3’lük kesimi ancak alım garantilidir. Yüzde 14,2’lik payı oluşturan otoprodüktörlerin ise ancak yüzde 3’ü piyasaya sunulabilecek nitelikteki bir arz fazlasıdır.

Tabiidir ki, ne kadar serbest piyasa bu oranla belirlenebilir? Yani, sabırla, şu anda ne kadar doğru yerde durduğumuz kadar, ne kadar doğru ve kalıcı kararları on yıllara yaydığımız da önemlidir.

Sayın Başkan ve değerli üyeler; serbest piyasa kavramlarıyla kısmen çelişse dahi, yenilenebilir ve yeni enerji kaynaklarının -hidroelektrik, rüzgâr, jeotermal, linyit ve başkaları gibi- mutlaka süratle ve öncelikle devreye sokulacağı mevzuatın, destekleme ve teşvik konularını da kapsayacağı şekilde uygulanmaya konulması zarurî görülmektedir. Bu konu, çevre kirliliğinin minimize edilmesi, ülkenin özkaynağı olması ve dışa bağımlılığın azaltılması, yakıt giderlerinin olmayıp, ancak işletme giderlerinin az olması, Avrupa Birliği kriter ve direktifleri ile Kyoto Protokolüne uyum sağlaması ve belki de en önemlisi, ileri nesillere bırakılan toplumsal maliyetleri minimum seviyeye indirmesi bakımından da önemli bir yapı arz etmektedir.

Yerli kaynakların hepsini açmak zamanla mütenasip olmasa da, örneğin hidroelektrik kaynakları iyi analiz etmek açısından bir örnekleme gerekiyor. Ülkemizde toplam 26 havzadaki su kaynaklarının debisi 186 kilometreküp/yıldır. Bunun teorik olarak 430 000 000 000 kilovatsaat/yıllık bir elektrik üretim kapasitesi vardır; ancak, teknik olarak bu, 215 000 000 000 kilovatsaat/yıldır; pratikte mümkün olanı ise 124 000 000 000 kilovatsaat/yıldır; güvenilir olanı derseniz 90 000 000 000 kilovatsaat/yılı aşmamaktadır.

Şimdi, böyle bir konu karşısında, bizim, kalkıp da, bütün gücümüzü hidroelektrik kaynaklara sarf etmemiz ne kadar yanlışsa, bu kaynaklardan, mevcut havzalardan uzaklaşmak da o kadar zararlıdır. Biz Kayseri’de Yamula Barajını yapıyoruz; 1 376 kilometrelik Kızılırmak üzerinde 100 megavatlık yap-işlet-devret modeliyle yapılan bir projedir ve bunun için de her türlü fedakârlık şirket tarafından devlete sunulmuştur. Bu konuları dikkate aldığımızda, özellikle hidroelektrik kaynakları üzerinde çok net konuşmamız gerekmektedir.

Sayın Başkan ve değerli arkadaşlar; elektrik fiyatları pahalıdır, ucuzlatılması gerektiği ise toplumun nadir uzlaşma konularındandır; ancak, zaman faktörü önemlidir; teknik iyileştirme ve yeterli organizasyon yapılmadan ve siyasî iradeyi de koymadan kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi mümkün görülmemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

71 konuşma daha · 27 Mart 2003

71 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook