Türkiye ve avrupa birliği arasındaki ilişkiler konusunda(8/2)
Tekirdağ Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 87. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Mayıs 2003 · 853 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tevfik Ziyaeddin Akbulut (AK Parti), 29 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDAKİ İLİŞKİLER KONUSUNDA(8/2)); konuşma 853 kelime.
Tevfik Ziyaeddin Akbulut (AK Parti, Tekirdağ). “Türkiye ve avrupa birliği arasındaki ilişkiler konusunda(8/2)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tevfik-ziyaeddin-akbulut-22-2003-05-29-turkiye-ve-avrupa-birligi-arasindaki-iliskiler-konusunda-8-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler konusunda açılan genel görüşme nedeniyle, şahsım adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.
Bugün 29 Mayıs -ben de bir cümleyle değinmek isterim- İstanbul'un fethinin 550 nci yıldönümü. Bu fethi bize bağışlayan Fatih Sultan Mehmet Han ve onun askerlerini, şükranla, rahmetle, minnetle anıyorum.
Sayın milletvekilleri, Türkiye, bilindiği gibi, ilk defa, rahmetli Menderes Hükümeti döneminde 31 Mayıs 1959 tarihinde Avrupa Ekonomik Topluluğuna resmen başvurmuştur. O zamandan bu zamana kırk küsur yıllık bir süreç geçmiştir. Bu süreç içerisinde, geçen hükümetlerin bazıları bu yolda gaza, bazıları da frene basmıştır.
Birinci ve ikinci AK Parti Hükümetleri dönemlerinde ise, tüm çalışmalar, ülkemiz hukukunu evrensel hukuk ilkelerine uygun hale getirmek, temel hak ve özgürlükler rejimini evrensel standartlara çıkarmak, ülkemizi gerçek anlamda bir hukuk devleti yapmak, hukukun üstünlüğünü hâkim kılmak ve uluslararası camiada saygın bir yer kazandırmak yolunda olmuştur. 3 Kasım seçimlerindeki zaferin hemen sonrasında Avrupa Birliği turuna çıkılması ve bu turun neticesinde ülkemizin Avrupa Birliğine tam üyeliği için Aralık 2004 tarihini müzakere tarihi olarak alma başarısı, AK Parti İktidarının bu yoldaki ilk ve çok önemli bir adımıdır.
Biz, AK Parti İktidarı olarak, Avrupa trenini kaçırmamak için işi sıkı tutuyoruz. Avrupa macerasında kader yılı olarak gördüğümüz bu yılda, gerekli yasal düzenlemeleri Meclisten eksiksiz geçirmek için, âdeta, seferberlik başlatmış bulunuyoruz. Tam üyelik başvurusu zamanında uzun, ince bir yol diye nitelendirilen Avrupa yolculuğunda gelinen bugünkü nokta, Sayın Başbakanımızın da dediği gibi, artık geri dönüşü olmayan yol olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; genel görüşmenin gündeme geldiği geçen günlerde gazetelerin haber başlıklarına dikkat ettim. AK Parti Hükümetinin Avrupa Birliği yolundaki gayretlerini ülkemizdeki bütün toplum kesimleri paylaşıyor. Bu konuda büyük bir uzlaşı noktasına, ilk defa, toplumun bu kadar yaklaştığını görmekteyiz.
Ulusal gazetelerin bugünlerdeki haber başlıklarının bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum: "Hükümet Avrupa Atağında", "Erdoğan: Müzakere Tarihini Erkene Alın", "Başbakanlıktan Kopenhag Kriterleri Genelgesi", "Avrupa Birliğine Asker Desteği", "Avrupa'ya Bizi Hemen Alın Turu", "CHP'den Avrupa Birliği Yasalarına Tam Destek", "Avrupa Birliği Atatürk'ün Yolu", "Avrupa Birliği Dönüşü Olmayan Yol", "Avrupa Birliği Yolunda Devrim", "Ankara'da Avrupa Birliği Zemininde Normalleşme İşaretleri", "Tek Alternatif Batı", "Avrupa Birliği Üyeliği Bir Kader Denk Noktasıdır", "Avrupa Biriliğinden Tam Güvence", "Avrupa Birliği Üyeliği Askerlerle Birlikte Olur."
Sayın milletvekilleri, bu başlıklardan da anlaşıldığı üzere, cumhuriyetin en büyük atılımını Türkiye'de artık kimse durdurmak istemiyor. Tabiî ki, iktidarımız, şimdiye kadar her konuda olduğu gibi bu konuda da diyaloğu devam ettirecektir. AK Parti İktidarı, Avrupa Birliğine, galipler mağluplar sendromuyla taşınmak istemiyor. Bu hükümet elinden geleni yapacak ve en sonunda Türkiye'yi mutlaka Avrupa Birliğine sokacaktır; bunun başka çıkış yolu yoktur. Türkiye'nin, artık, istikameti, tereddütsüz, Avrupa Birliğidir.
Kuşkusuz, Avrupa'nın iki yönü olduğunu gayet iyi biliyoruz: Birincisi, özgürlük, insan hakları, teknoloji, bilim, medeniyet, gelişme ve dindarlıktır; ikincisi ise, Türkiye'den, Müslüman ve laik olduğu için korkan, yabancı düşmanlığını önplana çıkaran bir Avrupa'dır. Biz, her şeye rağmen, Avrupa Birliğinin sihirli bir değnek olmadığını da biliyoruz; ancak, kendimiz için, halkımız için Avrupa Birliğiyle entegre olmak zorundayız; çünkü, dünya, büyük bir değişim geçiriyor. Geçmişteki Müslüman-Hıristiyan çatışması, artık, çok gerilerde kaldı. İnsanlık, her şeye rağmen barış istiyor. Dünya barışı için Müslüman-Hıristiyan diyaloğunun zorunlu olduğunu burada ifade etmeliyim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, temel hak ve hürriyetler noktasında, şu anda, Avrupa Birliği standartlarının oldukça gerisindedir. Avrupa Birliğine girdiğimizde, tavizden ziyade, kazanımlarımız söz konusu olacaktır. Globalleşen bir dünyada, Müslümanların, sair dinlerin mensuplarıyla çeşitli alanlarda ilişkiye girmesi kaçınılmazdır. Türkiye'nin, uzun, ince AB yolculuğu çok daha kısa sürede olumlu bir neticeye ulaşmış olsaydı, bundan, hem ülkemiz hem Avrupa hem de bütün dünya kazançlı çıkardı.
Değerli milletvekilleri, Avrupa Birliğine girmekte neden bu kadar uzun bir süreç ülkemizde yaşandı? Bu bağlamda, Avrupa Birliğinden kaynaklanan nedenler olmakla birlikte, bizden de kaynaklanan çok nedenler olduğunu kabul etmek durumundayız. Her şeyden önce, âdeta her on yılda bir demokratik rejimdeki kesintiler, Avrupa Birliği yolunda önemli gecikmelere neden olmuştur. Ayrıca, Avrupa Birliğinin verdiği ev ödevlerini yapamadığımız veya eksik yaptığımız da bunda önemli bir rol oynamaktadır.
Diğer yandan, Avrupa Birliği yolunda yapmamız gereken önemli iş, Kopenhag Kriterlerinin tamamen hayata geçirilmesidir. Bunun dışında iki önemli konu daha var; birincisi, Kıbrıs sorunu, ikincisi ise, ülkemiz ile Yunanistan arasındaki yaşanan sorunlardır. Bu konularda da hükümetimizin çok olumlu ve cesur adımlar attığını, Güney Kıbrıslı Rumlara zeytin dalını kapılarımızı açarak, yıllardan sonra ilk defa uzattığını, geçtiğimiz günlerde müşahede etmiş bulunuyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliği, Türkiye'de neyi değiştirecek? Bunu hep sorabiliriz. Ben, diyorum ki, öncelikle, Türkiye değişecek; Türkiye'nin Avrupa Birliğine adaylık süreci, Türkiye'de değişimin iç dinamiklerini harekete geçirdi, geçiriyor ve geçirecek. Avrupa Birliği adaylığı, dışsal dinamikler ile içsel dinamikleri bir araya getiren, odaklaştıran ve Türkiye'de değişimi kaçınılmaz kılan bir olgudur. Avrupa Birliğine entegrasyon sürecinde, Türkiye'nin, iktisadî ve manevî anlamda, değerlerine ilişkin anlamda zorda kalacağını düşünmek, Türkiye'yi yeterince tanımamaktan kaynaklanmaktadır. Türkiye, Avrupa Birliğine çok ciddî manada katkı sağlayacak bir güçtür.
Avrupa Birliğinden ilham alınarak gelen; ama, esasında, Türk insanının baskılarıyla gelen bir süreç daha var. Anadolu insanı, artık "dur" diyor, artık "yeter" diyor ve Anadolu insanı diyor ki: "Bu ülkede, bizim istediğimiz, değişimdir." Değişim rüzgârları, Türkiye'nin her tarafını saracaktır."
Değerli milletvekilleri, Türkiye bir yol ayırımındadır; tabuların, duvarların yıkıldığı, sınırların kaldırıldığı bir dünyada, ya içimize kapanacağız ya da cesurca davranıp dünyaya açılacağız, dünyayla evrensel değerleri paylaşarak entegre olacağız...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mayıs 2003