Kopenhagdaki ab ülkelerinin katıldığı zirve toplantısına ilişkin
Düzce Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 11. Birleşim · 1. yasama yılı · 17 Aralık 2002 · 803 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yaşar Yakış (AK Parti), 17 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KOPENHAGDAKİ AB ÜLKELERİNİN KATILDIĞI ZİRVE TOPLANTISINA İLİŞKİN); konuşma 803 kelime.
Yaşar Yakış (AK Parti, Düzce). “Kopenhagdaki ab ülkelerinin katıldığı zirve toplantısına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-yakis-22-2002-12-17-kopenhagdaki-ab-ulkelerinin-katildigi-zirve-toplantisina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DIŞİŞLERİ BAKANI YAŞAR YAKIŞ (Düzce)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Baykal'ın, yaptığı konuşmada, bana atfedilen sözleri ya anlamadığı veya yanlış okuduğu veya yanlış muhakeme yaptığı veya yanlış ifade ettiği kanısına vardığım için söz almış bulunuyorum; huzurunuza, bunu açıklamak için geldim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Böyle ulusal bir konunun, önemli bir konunun içpolitika malzemesi yapılması belki herkese yakışırdı; ama, eski bir Dışişleri Bakanına yakışmazdı. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Ben, Sayın Baykal'ı kırk küsur yıldır tanırım (CHP sıralarından "İyi tanıyamamışsın" sesleri) o zamanki, gençlik yıllarındaki heyecanını da bilirim; siyasî hayattaki performansını da hepimiz gördük, üslubunu hepimiz biliyoruz, bu üslubunda bir değişiklik olmadığını da biraz önce görmüş bulunuyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
V. HAŞİM ORAL (Denizli)Sayın Baykal'ın değil, Türk Halkının düşüncesi.
DIŞİŞLERİ BAKANI YAŞAR YAKIŞ (Devamla)Sayın Baykal'ın okuduğu, bana atfedilen ifadeyi tekrar okumak istiyorum değerli milletvekilleri ve Sayın Başkan: "Yakış, Kopenhag'taki temaslarıyla ilgili şunları söylemiştir: Kıbrıs konusunda verdim gitti diyemeyiz; hükümetiyle, muhalefetiyle, Ada'daki halkla, sivil toplum örgütleriyle, bu kararı birlikte vereceğiz. Yakış, öte yandan, devamla; 28 Şubata kadar bir çözüme ulaşılırsa, Annan Planındaki, içte iki parçalı, dışta tek olan Kıbrıs'ı, o ülkeyi üye olarak alacaklardır. Çözüme ulaşılamaması halinde, 1960 Anayasasındaki, Rum tarafı, tüm Ada'yı temsilen tek başına girer diye konuştu. Yakış, Rum tarafının tek başına AB üyesi olması halinde AB'nin hastalıklı bir çocuğu kucağına alacağını ifade etti ve bu durumda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Avrupa Birliği topraklarını işgal etmiş gibi gösterilmeye çalışılması tehlikesi bulunduğuna dikkati çekti." (CHP sıralarından "Daha ne?!" sesleri)
Bunu Yaşar Yakış söylemiyor; bunu Avrupa Birliği ülkeleri ve Kıbrıs Rum kesimi söyleyecektir. (CHP sıralarından "Daha ne diyecektin?!" sesleri)
Değerli milletvekilleri, eğer söyleyeceğiniz bir şey varsa, kürsü herkese açıktır, kürsü, kimsenin inhisarında değildir.
Dolayısıyla, ben, ne şahıs olarak ne de Dışişleri Bakanı olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri Ada'yı işgal altında tutmaktadır demedim. Eğer bu senaryo gerçekleşirse, Avrupa Birliği ülkeleri ve Kıbrıs Rum kesimi, bunu bu şekilde göstermeye çalışacaklardır diyorum. (CHP sıralarından gürültüler)
Böyle yapacaklardır, bunu böyle bilesiniz; biz istesek de istemesek de böyle bileceklerdir ve biz, bizden önceki hükümetlerden farklı olarak, bu realiteyi, öteki ülkelerin bu şekilde söyleyeceklerini bilerek dışpolitikamızı oluşturacağız. Bundan önceki hükümetler, bunu bu şekilde oluşturmadıkları için "efendim, onlar yanlış söylüyorlar, biz bildiğimiz yoldan devam ederiz" diye diye, Kıbrıs'ı, şu anda dar bir sokağa sokmuşlardır. Bunların arasında, Sayın Baykal'ın Dışişleri Bakanlığı yaptığı hükümetler de vardır. Bunda sorumluluk onlarda da vardır, Kıbrıs'ı bu duruma getirmişlerdir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Şimdi, bu durumda Kıbrıs'ta ne yapabiliriz, onun çaresini arıyoruz.
Değerli milletvekilleri, biz diyoruz ki, 28 Şubat günü böyle bir senaryonun bize doğru gelmekte olduğunu görüyoruz; bunu bilmemiz lazımdır, bunu görmezlikten gelerek hiçbir yere varamayız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
DIŞİŞLERİ BAKANI YAŞAR YAKIŞ (Devamla)Onun için, Sayın Baykal'ın, değerli devlet tecrübesine dayanarak, bu hususu bu şekilde anlamasını istiyorum ve şimdiye kadar muhalefet lideri olarak gösterdiği anlayışı, burada... Kendisine, ya konuşma metnimizin tamamı gösterilmedi veya hangi kontekstte söylediğimiz anlatılmadı. Dolayısıyla, bu şekilde tavzih ediyorum.
Sayın Baykal'ın söylediklerinde başka... Yani, ya konunun bütün yönlerini anlamayan arkadaşlar tarafından kendisine metin yazıldığı için veya bilerek bu şekilde davranıldığı için (CHP sıralarından "Halktan özür dile bari" sesleri, AK Parti sıralarından alkışlar) bazı konular, bu Yüce Meclisin bilgisine yanlış takdim edilmiştir; müsaade ederseniz, onu da düzeltmek istiyorum.
Bir tanesi şudur: 2004 yılına kadar tarih verilmemesinin nedenini, Ege sorunlarının çözümünden sonraya bir tarih verilmesi şeklinde takdim etmiştir.
Efendim, Sayın Baykal mutlaka biliyordur; Ege sorunlarının çözümlenmesi için verilen tarihten sonraya bırakılmasında, hakikaten, Avrupa Birliği tarafının bir arka düşüncesi olabilir; fakat, sonuç, Sayın Baykal'ın çıkardığı sonuç değil; çünkü, Sayın Baykal diyor ki: "Eğer, tarih 2004'ten sonra değil de, diyelim, bu zirvede verilmiş olsaydı..." En yakın senaryoyu söylüyorum: 12-13 Aralık Zirvesinde tarih verilmiş olsaydı ne olacaktı; 2003 yılının başında müzakerelere başlayacaktık. Müzakereler ne kadar sürecekti; 2 yıl, 3 yıl, 4 yıl... En azından alalım, 2 yıl sürecekti desek, 2005 yılına kadar müzakereler tamamlanacaktı; 2005 yılının sonundaki zirvede, Türkiye Avrupa Birliğine alınacaktır kararı verilecekti. Sonra, bu karar, Yunanistan Parlamentosunda, Kıbrıs Cumhuriyeti nasıl Kıbrıs olacak ise -ya yeni ortaklık devleti veya 1960 Kıbrıs'ı; ama, şu anda onunla ilgilenmeyelim- hangi Kıbrıs olacak ise, o Kıbrıs parlamentosu, 2005 veya 2006 yılında "Türkiye girsin mi, girmesin mi" diye kendi parlamentosunda onaylayacaktı. Yani, bize tarih geçen hafta verilmiş olsaydı dahi, 2004 yılında olması gereken işler, Sayın Baykal'ın değindiği işler yine yerine gelmemiş olacaktı, o ülkeler, yine bize, bizim, Türkiye'nin Avrupa Birliğine girmesiyle ilgili, girip girmeyeceğiyle ilgili kararı 2004'ten sonraki bir tarihte vereceklerdi; her senaryoya göre böyle olacaktı. Onun için "2004 yılının ötesinde tarih vermekle bütün bu fırsatları kaçırdık şimdi, eyvah, ne yapacağız" diye çizdiği senaryonun önemli bir eksiği bulunduğunu sizin bilginize sunmak istiyorum.
Londra ve Zürih Antlaşmalarından doğan haklarımız vardır. Sayın Baykal'ı ve etrafındaki arkadaşları temin etmek isterim ki, o anlaşmalardan doğan haklara en az Cumhuriyet Halk Partisi Lideri ve onun etrafındaki arkadaşlar kadar vâkıfız, en az onlar kadar önem veriyoruz ve oradan doğan haklarımızı en az onlar kadar savunuyoruz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
10 konuşma daha · 17 Aralık 2002