İş mahkemeleri kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kan.tas.( ss. 802 )
Tokat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 65. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Mart 2005 · 876 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Zeyid Aslan (AK Parti), 2 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ MAHKEMELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KAN.TAS.( SS. 802 )); konuşma 876 kelime.
Zeyid Aslan (AK Parti, Tokat). “İş mahkemeleri kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kan.tas.( ss. 802 )”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeyid-aslan-22-2005-03-02-is-mahkemeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kan-tas-ss (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ZEYİD ASLAN (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; İş Mahkemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı üzerinde AK Parti Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Demokratik hukuk devletinde bağımsız ve hızlı bir yargı, devletin ve vatandaşların güvencesidir. Küreselleşme çağında yargının yeri, rolü ve önemi, dünya tarihinin hiçbir döneminde görülmedik bir biçimde artmıştır.
Bilindiği üzere, son dönemde Meclisimiz, yargılama görevini yerine getiren mahkemelerimizin, çağdaş demokrasilerde olduğu gibi, adil, süratli ve etkin bir şekilde karar verebilmeleri için, mevzuat alanında reform niteliğinde değişiklikler ve yeniliklere imza atmaktadır. Farkında olalım ya da olmayalım, Sayın Adalet Bakanımız Cemil Çiçek'in de söylediği gibi, son zamanlarda, ülkemizde, âdeta, sessiz bir hukuk devrimi yaşanmaktadır.
İç hukukumuzda yapılan bu yeni, kapsamlı düzenlemeler, mevzuatımızın, sosyal ve ekonomik hayatımızın her alanını etkilemektedir. Dış dünyada da büyük yankı ve ilgi uyandıran bu reform sürecinde, gerek Meclisimizin gerekse hükümetimizin gösterdiği gayret ve performans, kamuoyunda takdirle izlenmektedir.
İşte, bugün, Genel Kurulumuzun önüne gelen bu kısa yasa tasarısı, söz konusu kapsamlı reformların bir uzantısı olarak anlam ve önem kazanmaktadır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel bir mahkemenin kuruluşundaki temel gerekçe, iş hukukunun niteliğinden kaynaklanmaktadır. İş hukukunun en önemli özelliği, işçiyi koruma ilkesini esas almasıdır. Özel yargı organı aracılığıyla, genel mahkemelerden daha çabuk, daha ucuz ve daha kolay bir şekilde işçinin, işveren karşısında mevzuat ve sözleşmeden kaynaklanan haklarının korunması düşünülmüştür.
İş mahkemelerinin oluşturulmasında, işçi işveren ilişkilerinin özel niteliğinden kaynaklanan uzman bir mahkemenin olmasının uygun olacağı düşüncesi de bulunmaktadır. Dolayısıyla, iş mahkemelerinin kuruluş amacı doğrultusunda, buralarda görev alacak hâkimleri iş hukuku alanında birer uzman olarak yetiştirecek önlemlerin alınması, işçi işveren ilişkilerinin karmaşıklaştığı ve sosyal hakların önem kazandığı günümüzde daha da gerekli bir hal almıştır. Bu bağlamda, sürekli meslekiçi eğitimin, iş hâkimlerimizin, seminer, konferans, kolokyum ve benzeri toplantılarda bir araya gelmelerinin sağlanmasının ve belki de en önemlisi, bir hâkimin iş mahkemesi hâkimi olarak başladıktan sonra, mesleğinin sonuna kadar iş davalarıyla ilgilenmesinin önemine dikkat çekmek isterim.
İşçi işveren uyuşmazlıklarının özel mahkemelerde çözümlenmesi, dünyada neredeyse ikiyüz yıllık geçmişi olan bir uygulamadır. 1806 yılında Fransa'da Napolyon tarafında başlatılan bu uygulama, daha sonra başka ülkelere de sirayet etmiştir.
İş mahkemeleri, ülkemizde ilk olarak 1950 tarihinde kabul edilen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunuyla kurulmuştur. Anılan kanun uyarınca, iş mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi hâkimi görevlendirilmektedir. Özellikle ülkemizin, 5521 sayılı Kanunun düzenleniş tarihindeki gelişmişlik durumundan uzaklaşarak endüstrileşmesiyle birlikte çalışma ilişkilerinin gelişmesi, iş uyuşmazlıklarının artması zaman içinde iş mevzuatımızda yasal değişiklikleri de beraberinde getirmiştir.
Kanaatimizce, iş yargısıyla ilgili düzenleme yapılırken, ülke ekonomisi, sosyokültürel yapısı dikkate alınmalı, gelişmelere uyum sağlayabilecek esneklikte olmalıdır.
Halen, ülkemizde, 709 il ve ilçe merkezinde kurulmuş 4 194 mahkemenin 81'i müstakil iş mahkemesi olarak görev yapmaktadır. Yargıtayda iş hukuku ihtilaflarına bakan 3 daire bulunmaktadır. 2004 yılında bu dairelerin iş yükü 60 000 dosyaya yaklaşmıştır. Mevcut yasaya göre Yargıtayın temyiz incelemesini iki ay içinde sonuçlandırması gerekmekteyken, bu ağır iş yükü nedeniyle bu süre ortalama altı yedi ayı bulmaktadır. Söz konusu ağır iş yükünün diğer bir sonucu da, Yargıtayın içtihat mahkemesi fonksiyonundan uzaklaşmasıdır.
Bu yasa tasarısıyla amaçlanan değişiklik ihtiyacı tüm çağdaş hukuk devletleri yargı sisteminde yer alan istinaf kanun yolunun mevzuatımıza da taşınan Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun gereği olarak doğmuştur.
Tasarıyla, ilk derece mahkemelerinden olan iş mahkemesinin nihaî kararlarının kesinlik kapsamı 1 000 lira olarak belirlenmekte ve bu sınırlar dışında kalan kararlar aleyhine istinaf yoluna başvurabilme olanağı tanınmaktadır.
Ayrıca, bölge adliye mahkemelerinden verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına ilişkin esas ve usuller düzenlenerek, iş mahkemelerinde görülen davaların acele işlerden sayılması nedeniyle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısından farklı olarak, kanun yoluna başvuru süresinin sekiz gün olduğu öngörülmektedir.
Ayrıca, kanun yoluna başvurulan iş mahkemesi kararlarının bölge adliye mahkemesi ve Yargıtayca iki ay içinde incelenip sonuçlandırılması esası getirilmektedir.
Tasarının 1 inci maddesi, iş mahkemelerince verilen parayla değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar hariç, miktar ve değeri 1 000 lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemelerince verilen değeri 5 000 lirayı geçen kararlar hakkında da temyize başvurulabilmesini; 2 nci maddesinde ise, bölge adliye mahkemelerinin 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi gereğince kurularak, Resmî Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara ilişkin dava dosyalarının temyiz başvurularının kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından sonuçlandırılmasını ve bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun, bu kanunla yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasını öngörmektedir.
Bu kanunun bölge adliye mahkemeleri sistemiyle birlikte uygulamaya geçmesiyle Yargıtayımızın ilgili dairelerinin iş yükünün de önemli ölçüde azalacağına, bunun da yasada öngörülen iki aylık süre içerisinde temyiz incelemelerinin yapılabilmesini sağlayacağına ve bu şekilde yargılamanın hızlanmasına hizmet edeceğine inanıyorum.
Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkında Kanun, Bölge Adliye Mahkemeleri Hakkında Kanun ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun gibi, bu kanunun da, 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla, 1 Nisan 2005 tarihi, ülkemiz açısından, âdeta, adlî milat olacaktır. Adalet Bakanlığımızın, hâkim ve savcılara yönelik yoğun bir eğitim programıyla, yargı mensuplarını bu tarihten sonrasına, yeni döneme hazırladığını memnuniyet ve takdirle izliyoruz.
Bu yeni döneme, yargı teşkilatımızın yanı sıra, toplum ve bireyler olarak da hazırlanmamız gerektiği düşüncesini taşıyarak, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 2 Mart 2005