Genel Kurul konuşması
Hatay Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 110. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Temmuz 2004 · 703 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdulaziz Yazar (CHP), 6 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 703 kelime.
Abdulaziz Yazar (CHP, Hatay). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulaziz-yazar-22-2004-07-06 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ABDULAZİZ YAZAR (Hatay)Değerli Başkan, sevgili arkadaşlar; Belediyeler Kanunu Tasarısının 26 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, yerel yönetim reformu, yalnızca yerel yönetim birimlerinin yeniden düzenlenmesi değil, tüm devlet yapılanmasının ve dolayısıyla, temel toplumsal ilişkilerin yeniden düzenlenmesi demektir. Yönetsel sistemden hareketle, toplumsal ilişkilerde kurulacak yeni bir denge, doğal olarak kazanan ve yitiren tarafların yeniden tanımlanması ve toplumsal konumların yeniden belirlenmesi sonucunu ortaya çıkaracaktır. Yerel yönetim reformunun sık sık gündeme gelmesi, sorunun böyle bir kapsama sahip olmasından kaynaklanıyor. Oysa, böyle bir kapsam, bir tür bıkkınlık içeren vasıflandırmalardan ve acelecilik sergileyen taleplerden uzak durmayı gerektirmektedir.
Yerel yönetimlerde reform sorununun şiddeti, Batı uygarlığı kapsamında yer alan toplumlarda son ikiyüz yıldan bu yana büyük dönüşüm dönemlerinde yükselmiştir. Bu sorunun günümüzde sürekli yükselen şiddeti, belki de, büyük dönüşüm dönemlerinden birinin tam ortasında olduğumuzu göstermektedir. Özellikle, bu dönemlerde, aceleci yaklaşımlardan uzak olunması gerekmektedir.
Şu an gündemimizde olan ve yerel yönetimleri düzenleyen kanun tasarıları ile Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı birlikte değerlendirildiğinde, aceleci bir yaklaşım sergilendiği, yönetimlerarası hizmet bölüşümünde gerçekçi kriterlere yer verilmediği, ilgili kuruluşların ve bilimsel gerçeklerin tam olarak dikkate alınmadığı görülmektedir.
Değerli arkadaşlarım, 26 ncı madde, belediye meclislerinin bilgi edinme ve denetim yetkilerini düzenlemektedir. Belediyenin karar organı olan ve halkın oylarının temsil edildiği belediye meclisleri, aynı zamanda, bilgi edinme ve denetim yetkisine de sahiptir, tıpkı bizim burada millet adına kullandığımız bilgi edinme ve denetim yetkisi gibi. Meclis, bu yetkisini, faaliyet raporunu değerlendirerek, soru, genel görüşme, gensoru yoluyla ve denetim komisyonu kurmak suretiyle kullanır. Bu yetkiler içinde en önemlisi, faaliyet raporlarının değerlendirilmesidir. Halkın verdiği yetkiyi kullanan belediye meclisi, başkanını ve dolayısıyla da yürüttüğü faaliyetleri etkili olarak denetlemelidir. Faaliyetlerin yeterli görülmemesi halinde dosya üzerinde valinin gerekçeli görüşünün alınması, belediyelerin kurtulması gereken ağır vesayet yetkisinin bir yansımasıdır. Vesayet denetiminden çok, hukuk denetiminden çok, hukuk denetimine önem verilmelidir. Günümüzde ağır vesayet, bir yanılgı haline gelmiştir. Konu yüce yargıya gideceğinden, vali tarafından değil, doğrudan belediye meclisi başkanvekili tarafından Danıştaya sunulmalıdır.
Yönetimin temel fonksiyonları arasında denetim önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle, özelleştirme ve yerinden yönetimin gündeme geldiği bir ortamda, denetimin anlamı ve önemi daha da artmaktadır. Devletin düzenleyici ve denetleyici olarak halkın yararını koruyacak bir işlev üstlendiği günümüz dünyasında yönetimin kalitesi, denetimin kalitesiyle yakından ilişkili hale gelmektedir. Ne var ki, ülkemizde arzu edilen nitelikte bir denetim sistemi oluşturulmamıştır.
Mevcut denetim sistemine bakıldığında ilk akla gelenler; fazla sayıda ama etkisiz denetim, kurallara uygunluğa ve geçmişe dönük denetim, hedeflerden ve performans göstergelerinden yoksun bir denetim ve yetersiz kamuoyu denetimidir. Çok sayıda, birbiriyle zaman zaman örtüşen, kurallara göre çalışma üzerinde yoğunlaşan ve "hata bulma" mantığı ağırlıklı denetim sonucunda, belediye başkanları iş yapamaz hale getirildikleri gibi, israf ve yolsuzluklara da herhangi bir çözüm üretilmemektedir.
Denetimde keyfîlik ve denetim sisteminin siyasî tercihlerle amaçdışı kullanımı da eklenildiğinde, denetim sistemi son derece sorunlu bir haldedir. Aksi takdirde, ülkemizde bu ölçüde israf ve yolsuzlukların yaşanması ve halkın ihtiyaçlarının karşılıksız kalması gerçeğiyle karşı karşıya kalınamazdı.
Denetimde esas olan, halkın katılımının artırılması ve belediye yönetiminin şeffaflaştırılmasıdır. Çağdaş demokrasilerin önemli bir niteliği olan katılımcı demokrasi ilkeleri yerel yönetimlerde de geçerlidir. Bu tasarıda her şey var da, en önemlisi olan halk yok. Kent halkının etkin katılımını sağlayacak ilk önemli adımın saydamlık ve bilgi edinme hakkı olduğu kuşkusuzdur.
Yeni yetkilerle donatılan belediyelerin karar almadan ve uygulamaya geçmeden önce malî kaynaklar ve harcamalar konusunda kent halkını bilgilendirmesi ile halkın gereksinimlerinin ve eğilimlerinin belirlenmesi önemli bir konudur.
Arkadaşlar, belediyelerden bahsediyoruz da, bu arada muhtarları unutuyoruz. Öyle köyler, mahalleler var ki, birçok belediyeden büyük sınırları ve nüfusları vardır. İlgili kanun tasarısında il genel meclisiyle ilgili düzenleme yaparken onları unuttuk. Muhtarlara, en az, en düşük devlet memuru kadar maaş verelim, onlara kullanabilecekleri bir bütçe ayıralım.
Kent halkının sürekli bilgilendirilmesi ve onların kararlara katılması sağlanmalıdır. Bazı önemli kararlar için yerel referandum yapılmasının ve yerel meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, hemşeri derneklerinden oluşan bir kent konseyi türü yapılanmanın görüşlerine başvurulmasının yararlı olacağı kuşkusuzdur. Tasarıda, halkın denetimini sağlayıcı ciddî bir yaklaşım bulunmamaktadır.
Değerli arkadaşlarım, Belediyeler Kanunu Tasarısının sorun olabilecek bölümlerinin Türkiye'nin gerçekleri gözönünde bulundurularak değiştirilmesini bekliyoruz.
Konuşmamı tamamlamadan önce, ülkemiz ve İskenderun için tarihî önemi olan 5 Temmuzda Türk Ordusunun İskenderun'a girişinin yıldönümü nedeniyle bu anlamlı günü sizlerle paylaşmak istiyor, İskenderunlu hemşerilerim ve şahsım adına, hepinize, bir kez daha, sevgiler ve saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 6 Temmuz 2004