İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 67. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )

Adem Baştürk

Kayseri Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 67. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Nisan 2003 · 807 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Adem Baştürk (AK Parti), 16 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN ( S. SAYISI : 112 )); konuşma 807 kelime.

Adem Baştürk (AK Parti, Kayseri). “Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/adem-basturk-22-2003-04-16-kultur-ve-turizm-bakanliklarinin-birlestirilmesine-iliskin-kanun-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA ADEM BAŞTÜRK (Kayseri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 7-16 ncı maddeleri hakkında, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Kanun tasarısının Üçüncü Bölümü, ana hizmet birimlerini ihtiva etmektedir. 10 maddeden oluşan bu bölümde, her bir ana hizmet biriminin görevleri ifade edilmiştir. Halen, ayrı ayrı iki bakanlıkta 14 olan genel müdürlük ve daire başkanlıkları sayıları, yarıya yakın indirilerek, 9'la sınırlandırılmıştır. Böylece, hükümetimizin, kanunun sunuş gerekçesinde de ifade ettiği gibi, benzer veya yakın faaliyet alanlarındaki birimlerin birleştirilmesiyle, kadrolarda da önemli bir tasarrufa gidilmiştir.

Ülkemizin, içinde bulunduğu zor durumdan kurtulabilmesi için, kamu harcamaları kontrol altına alınmalı, harcamalarda azamî tasarruf sağlanmalıdır. Ayrıca, karar süreçleri kısaltılmalı, hızlı ve dinamik bir kamu yönetimi tesis edilmelidir.

Hükümetimiz, kamu yönetimini yeniden yapılandırmak üzere köklü bir çalışma başlatmıştır. Bu çalışmanın birinci kademesi olarak 58 inci hükümette bakanlık sayısı 38'den 25'e, 59 uncu hükümette de 23'e düşürülmüştür. Halen görüştüğümüz yasa tasarısı da bu çalışmaların bir halkası olarak sayılabilir.

Genel müdürlük ve daire başkanlıklarının sayısını 14'ten 9'a düşürmek suretiyle, benzer ya da yakın görev üstlenen birimler devlette etkinliği artırmak ve devlet teşkilatını küçültmek için birleştirilmiştir.

Kültür Bakanlığı bünyesinde bulunan Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü aynen korunmuş; yine, aynı Bakanlık bünyesinde bulunan Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, yakın görev yapmaları sebebiyle Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü olarak tekrar teşkilatlanmıştır.

Yine, Kültür Bakanlığı bünyesinde bulunan Kütüphaneler Genel Müdürlüğü ile Yayımlar Dairesi Başkanlığı; Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü olarak benzer düşünceyle yeniden yapılandırılmıştır.

Turizm Bakanlığı bünyesinde bulunan, her biri birbiriyle yakın ilişkileri olan Yatırımlar ve İşletmeler Genel Müdürlükleri birleştirilerek tek genel müdürlük haline getirilmiştir. Böylece karar süreçleri hızlandırılmış ve bürokrasi azaltılmıştır.

Turizm yatırımlarını yönlendiren, yatırımlara teşvik veren, tesislere işletme ruhsatı veren ve denetleyen bu genel müdürlük daha da etkin hale getirilmiştir.

Ayrıca, özel kanunla kurulan Millî Kütüphaneye, TRT tarafından yayınlanan eserlerden memleketin tarihi ve kültürü bakımından önemli olanlarının çoğaltılması ve bir nüshasının Millî Kütüphanede saklanması görevi verilmiştir.

Kanun kapsamında, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü ihdas edilerek, Kültür Bakanlığı bünyesindeki Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi Genel Müdürlüğü (TÜRKSOY) ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Turizm Eğitimi Genel Müdürlüğü ile Kültür Bakanlığının eğitim ve araştırma birimleri aynı çatı altında toplanarak, böylece, ciddî bir zaman ve personel tasarrufu sağlanmıştır.

Ülke olarak, bu yeni yapılanmanın, ülkemizin geleceği için önemli beklentilerin bulunduğu turizme yeni bir ivme getirmesini umuyoruz ayrıca, kültür faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasının sağlanmasını da bekliyoruz.

Ülkemiz, son yirmi yılda, özellikle sahil turizminde çok önemli mesafeler kat etmiştir; 1980-1990 yılları arasında, turist sayısı yüzde 400, gelir yüzde 1 000 (10 kat), tesis sayısı yüzde 120, yatak kapasitesi ise yüzde 500 artmıştır. Yine, 1987-1997 yılları arasında, dünyadaki turist artış oranı yüzde 4,5 iken, ülkemizde bu oran yüzde 10 olmuştur. 2002 yılında, ülkemize gelen turist sayısı 13 200 000, turizm geliri ise 11 900 000 dolara ulaşmıştır. 2020 yılı için 60 000 000 turist, 50 milyar dolar gelir hedeflenmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, başta da ifade ettiğim gibi, ülkemizde, ağırlıklı olarak sahil turizmi önceliği almaktadır. Bu turist türü, sadece yaz aylarında gelmekte ve dış etkilere karşı çok hassas davranmaktadır, son Irak krizinde olduğu gibi.

Kültür ve Turizm Bakanlıklarının birleşmesiyle, kültür turizminin de ciddî olarak ele alınmasının gerektiğine inanıyorum. Ülkemizin, tarihte onlarca medeniyete ev sahipliği yaptığı ve yine tarih boyunca, her devirde, herhangi bir bağnazlığa kapılmadan, tarihî eserlere sahip çıkılması, ülkemizi bu konuda emsalsiz bir konuma taşımaktadır.

Dünyanın hiçbir metropolünde İstanbul'daki kadar sahip çıkılmış, bu kadar çok değişik kültürlere ait eski eser bulunmamaktadır. Aynı mahallede, cami, kilise, sinagog birlikte yaşamaktadır; İstanbul Darülaceze'de, bildiğimiz gibi, cami, sinagog ve kilise yan yanadır. Ancak, bu güzellikler, şimdiye kadar insanlığa yeteri kadar anlatılamamıştır, eserlerimiz, uluslararası platforma taşınamamıştır. Mesela, UNESCO dünya mirası listesinde, sadece 9 varlığımız kabul edilmiştir; bunlar, İstanbul, Safranbolu, Boğazköy, Nemrut Dağı, Divriği-Ulucamii, Truva arkeolojik kenti, Pamukkale ve Göreme'dir. Dünyada kabul görmüş varlıkların sayısı ise, 620'dir.

Özellikle İstanbul'daki tarihî varlıklarımız, turistlere ve insanlığa sunulamamaktadır. Suriçi, SİT alanı ilan edilmiştir. SİT alanı tersine çalışmaktadır. Koruma kurullarının hantal yapısı, karar üretememesi sebebiyle İstanbul'un Suriçi elden gitmektedir.

İstanbul'da Osmanlıdan kalan toplu bir sivil mimarî örneği neredeyse kalmamaktadır. Elden çıkmak üzere olan son bölge, Süleymaniye çevresini ihya etmek için hükümetimiz mutlaka bir çözüm üretmelidir.

Yine, İstanbul, kongre turizmi açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Bu konuda çok önemli bir talep ve potansiyel bulunmaktadır. Kültür ve kongre turizmi bakımından İstanbul, Roma, Londra ve Paris gibi şehirlerle mukayese edildiğinde, çok zayıf kalmaktadır. Kongre turizminin toplam turizmden aldığı pay, dünyada yüzde 30'dur; Türkiye'de ise, 150 milyar dolarlık pastadan ancak yüzde 2 pay alınmaktadır. Bu tür turizmden en çok pay alan şehirler arasında Berlin, Lizbon, Viyana, Londra gibi tarihî şehirler yer almaktadır. İstanbul ise, bu sıralamada çok arka sıralarda kalmaktadır.

İstanbul, toplam turist açısından da benzeri şehirlere göre daha az pay almaktadır. Mesela, Paris, yılda 40 000 000, Londra 14 000 000 ziyaretçi kabul ederken, bu rakam, İstanbul'da, ancak 2 500 000'dir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 16 Nisan 2003

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook