İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)

Hamit Taşcı

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 114. Birleşim · 1. yasama yılı · 31 Temmuz 2003 · 723 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hamit Taşcı (AK Parti), 31 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (SS.249)); konuşma 723 kelime.

Hamit Taşcı (AK Parti, Ordu). “Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-tasci-22-2003-07-31-milli-egitim-temel-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-ss-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HAMİT TAŞÇI (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlayarak konuşmama başlıyorum.

1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının görüşmelerine başlamış bulunuyoruz.

Bugün, ülkemizde, ilköğretimden yükseköğretime 19 000 000 öğrenci öğretim görmektedir. 678 140 öğretmen ve öğretim görevlisi çocuklarımızın eğitimiyle ilgilenmektedir. 60 000 okul ve fakültede sürdürülen bu öğretim faaliyeti, sayısal ve kalite yönüyle arzu edilen seviyeye ulaşmamıştır.

Ayrıca, yurt dışında, okulöncesi, ilköğretim ve yükseköğretimde 942 629 vatandaşımızın çocukları öğrenimlerini sürdürürken, 45 473 öğrencimiz de yükseköğretimde eğitim ve öğretim görüyorlar.

Verilen rakamlar gösteriyor ki, bugün, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunun nüfusundan fazla, hatta, birkaç Avrupa ülkesinin toplam nüfusundan fazla öğrencinin eğitimini sağlamaya çalışmaktadır.

Çağ nüfusumuzu incelediğimizde de görüyoruz ki, 0-25 yaş grubunda 35 000 000'u aşkın evladımız eğitim ve öğretim çağında bulunmaktadır.

Son yüzyılda eğitim alanında sayısal sonuçları incelediğimizde; bugün, okuma yazma bilen nüfusumuzun ancak yüzde 87,32'ye ulaştığını, bu oranın erkeklerde yüzde 93,86, kadınlarda ise yüzde 80,64 olduğunu görüyoruz. Her 5 kadından 1'inin günümüzde okuma yazma bilmediği utancıyla yaşamaya devam ediyoruz. İleri ülkelerde yükseköğretimin yüzde 40'lara ulaştığı çağımızda, Türkiye'de, halen, yüzde 7,80'lerde devam etmektedir. 1950'li yıllarda Türkiye'nin millî geliri 200 dolardı. Japonya'nın millî geliri, aynı zaman diliminde 133 dolarken, bugün 40 000 doları yakalamıştır; Türkiye'nin ise 2 500-3 000 dolar civarındadır. Konunun arka planına indiğimizde, sayısal bazı hedefleri yakalayan Türkiye, nitelik yönünden sınıfta kalmıştır. Son liselere giriş sınavında, ilköğretimi bitiren öğrencilerimizden 40 000 civarında evladımız sıfır puan alma becerisini gösterebilmiştir. Bu tablo gösteriyor ki, eğitim sistemimizde tehlike çanları çalmaya başlamıştır.

Siyasîlerimiz, millî eğitim kadroları ve yükseköğretim kurumları kadroları, ideoloji üretmeyi bırakarak, eğitimde nitelik ve kaliteye yönelmeliler. Çocuklarımız üzerindeki fiziksel ve düşüncel kalıplaşma baskılarından vazgeçerek, insanın özüne yönelerek, çocuklarımızı tüm bağlayıcı kayıtlardan arındırmalıyız. Anlayışımız ve iktidarımız, eğitimde hem nicelik hem de nitelik açısından değerlendirmeler yaparak, bilgiye ve bilgi üretmeye mani olan fiziksel ve hukuksal engelleri ortadan kaldıracaktır; ezberciliği değil, araştırmayı ve gereken bilgiye ulaşmayı sağlayacaktır; çocuklarımızı, bilgi üretme ve bilgiyi kullanma, yeni teknolojileri kullanma ve üretme aşamasına ulaştıracaktır. Bunu da yeterli görmeyerek, özümüzdeki enerjiyi sinerjiye çevirerek üstgeçitlere sıçrama noktalarına ulaştıracaktır; gezegenin standartlarını yakalayarak evrenin derinliklerine yönlendirecektir. Biz, bunu, tarihimizde yaptık; yeniden, yine yapabiliriz. Bu anlayış ve güç, özümüzde mevcuttur. Yeter ki, bu çatının altında, bizler, iktidarıyla muhalefetiyle tüm milletvekilleri, çocuklarımızın geleceği için bir zihniyet devrimini gerçekleştirerek, birlikte yürüyebilmeye, birlikte proje üretebilmeye, birlikte çözüm bulabilmeye gayret edelim.

Eğitimin özverili, isimsiz kahramanları öğretmenlerimizin özlük hakları geliştirilerek, gelişen ve değişen dünya şartlarına uyumları sağlanmalıdır. Bugünkü olumsuz durumlar, geçmişin kötü yönetiminin sonuçlarıdır. Geçmişten bugüne olanlardan sorumlu değiliz hiçbirimiz; ancak, gelecek, bizim sorumluluğumuz altında bulunmaktadır. Bir kere düşünelim, bu yılın bütçesinde, 65 katrilyon faizlere ayırmak zorunda kaldık. Yine, 72 500 000 000 dolar borç ödeme durumuyla karşı karşıyayız. Eğer, bizler ve bizden önceki yönetimler ülkeyi doğru dürüst yönetebilselerdi, Türkiye bu borç batağına saplanmasaydı, faiz sarmalına takılmasaydı, bu 65 katrilyon, eğitim sistemimizin altyapısına, öğretmenlerimize ve öğretim üyelerimizin ihtiyaçlarına ayrılabilseydi, neler olmazdı. Yine, 200 000 000 000 doları aşan bir borçla devralınan bir zaman dilimindeyiz. 2002 yılında, ülkemizin kalkınma hızının eksi 9'lara indiği ortada. Yine, 2003 yılındaki bütçede, yatırıma ve eğitim kurumlarımıza ayırdığımız bütçe ortada.

Çocuklar bizim; bütün kayıtlardan sıyrılarak, bütün engelleri ortadan kaldırarak, çocuklarımızın özündeki özgürce düşünmeyi, özgürce yaşamayı ve özgürce hareket etmeyi öne çıkarmak için yeni projeler üretmenin zamanıdır diye düşünüyoruz.

Bu nedenle, iktidardaki ve muhalefetteki tüm arkadaşlarımız, buradaki alışılagelen çalışma yöntemini de aşarak; yani, önce bizler, bir zihniyet değişimini sağlayarak, bu alışılagelen yürüyüşten bir üstgeçide geçerek, çocuklarımızın geleceğine, ülkemizin geleceğine ve gezegenin geleceğine bakarak, yeni bir yöntem, yeni bir anlayış, yeni bir yürüyüş belirlememizin zamanıdır diye düşünüyorum. Aksi takdirde, aynı zaman diliminde millî geliri aynı olan iki ülkeden biri 40 000 dolarlara ulaşırken, ülkemiz, hâlâ, 2 500-3 000 dolarlar da seyrediyorsa, bunun arka planındaki sebep, eğitimdeki niteliği, eğitimdeki kaliteyi yakalayamamaktır. Dolayısıyla, kaliteyi yakalayamayınca, bugüne kadar kaliteli yönetimlerin oluşmasını sağlayamadık.

Bugün bize düşen, iktidarıyla muhalefetiyle, hep birlikte, okullarımızı, eğitim kurumlarımızı, eğitimdeki niteliği geliştirmenin, bilgiye ulaşmanın, bilgiyi üretmenin ve bilgiyi dünya sathında pazarlamanın yollarını arayabilecek bir seviyeye ulaştırmaktır diye düşünüyoruz. Aksi takdirde, geçen yönetimlerden çok farkımız olmayabilir ve gelecek yönetimler, gelecek kuşaklar da bizim geçmiştekileri eleştirdiğimiz gibi, bizleri eleştirecektir. Buna, 21 inci Asrın başında, hele hele, bu çatı altında, hiçbirimizin hakkı yoktur diye düşünüyoruz.

Bırakalım, çocuklarımız okuyacakları kitapları serbest okusunlar. Bırakalım, düşünürlerimiz eserlerini serbest yazsınlar, beyinlerarası bilgi transferi olsun. Onlara kayıt koymayalım; önlerine engel koymayalım. Fiziksel şekil ve düşünce kalıplarıyla onların dünyalarını daraltmayalım, onların dünyalarını karartmayalım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 31 Temmuz 2003

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook