İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 65. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kredi kartlarında yaşanan sorunlar ve bu konuda alnması gereken tedbirler hk.

Mahmut Uğur Çetin

Niğde Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 65. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Mart 2005 · 906 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mahmut Uğur Çetin (AK Parti), 2 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KREDİ KARTLARINDA YAŞANAN SORUNLAR VE BU KONUDA ALNMASI GEREKEN TEDBİRLER HK.); konuşma 906 kelime.

Mahmut Uğur Çetin (AK Parti, Niğde). “Kredi kartlarında yaşanan sorunlar ve bu konuda alnması gereken tedbirler hk”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-ugur-cetin-22-2005-03-02-kredi-kartlarinda-yasanan-sorunlar-ve-bu-konuda-alnmasi-gereken-tedbir (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MAHMUT UĞUR ÇETİN (Niğde)Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin saygıdeğer üyeleri; kredi kartlarında yaşanan sorunlar ve bu konuda yapılması gerekenler konusunda gündemdışı söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Teknolojide sağlanan gelişmeler ve küreselleşmenin hız kazanması, banka kartları ve kredi kartlarının dünyadaki gelişimine paralel olarak, ülkemizde de kullanımını yaygınlaştırmıştır. Bu kartları kullananların sayısı ve yapılan harcamalardaki artış, bankalar arasında rekabete yol açmıştır.

Ülkemizde 1968 yılında kredilendirme niteliği olmayan ilk kredi kartı çıkarılmış ve 1988 yılında büyük bankalar kredi kartı çıkarmaya başlamışlardır. Kredi kartı sayısı 2000 yılında 13 408 477 iken, 2004 yılında bu rakam 26 681 128 adede ulaşmıştır. Öte yandan, 2000 yılında POS makinesi adedi 299 636 iken, 2004 yılında 912 118 adede ulaşmıştır. Ülkemizde, 2004 yılında, kredi kartlarıyla, toplam 65 700 000 000 YTL tutarında, 1 136 300 000 adet işlem gerçekleştirilmiştir.

Ülkemizde, kredi kartlarının kullanımıyla ilgili tarafların hak ve yükümlülüklerinin tespitinde hukukî altyapının oluşturulmamış olması ve kredi kartlarının kullanımından doğan sorunların giderilmesinde yetkili mercilerin açıklığa kavuşturulmamış olması, bu sistemin etkin ve rekabetçi bir şekilde işleyişini engellemektedir. Yasal altyapıdaki bu eksiklik, bankaların kredi kartı müşterilerine adil olmayan uygulamalar yapmalarına neden olmuştur. Banka ve kredi kartlarına ilişkin olarak ülkemizde kabul edilmiş bir yasa mevcut olmadığından, kart çıkaran kuruluş, üye, işyeri ve kart hamili arasındaki ilişkiler, genellikle, Borçlar Kanununa, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna, Türkiye Bankalar Birliğinin 3.8.1990 tarih ve 924 sayılı Kredi Kartı Uygulamalarına İlişkin Meslekî Tanzim Kararı Tebliği ile 25 Eylül 1996 tarih ve 998 sayılı Bankaların Tüketici Kredisi Uygulamasında Yükümlü Oldukları İlkeler ve Koşullar Tebliği hükümlerine göre yürütülmektedir.

Aslında, kayıtdışılığın önlenmesi için, kredi kartı kullanımının artması gerekmektedir. Kredi kartları açısından, Türkiye henüz doymamış bir pazardır; ancak, büyük bir hızla da bu pazardaki pay artmaktadır. Sektörün sağlıklı gelişimi için, ana kavramların tanımlandığı, tarafların hak, yükümlülük ve sorumluluklarının belirlendiği, kartların kullanımına ilişkin genel işlem şartlarının hüküm altına alındığı, sistemde yer alan kuruluşların denetiminin genel çerçevesinin çizildiği, kanun kapsamındaki kuruluşların ve ilgili kamu kuruluşlarının kendi aralarındaki bilgi alışverişinin esaslarının belirlendiği, tüketici haklarının güvence altına alındığı, ispat yükünün açıklığa kavuşturulduğu, ilgili suçların ve cezaların belirlendiği, banka kartları ve kredi kartları kanununun yasalaşma sürecinin başlatılması zarureti hâsıl olmuştur. Bu itibarla, ivedilik arz eden bu yasanın bir an önce Yüce Meclisimiz tarafından çıkarılması gerekmektedir. Çıkarılacak kanunla, yoğun olarak kullanılmakta olan banka kartları ve kredi kartlarının çıkarılmasına, kullanımına ve ilgili diğer işlemlere ilişkin çerçeve oluşturularak, kredi sisteminin etkin çalışması amaçlanmalıdır. Kart çıkaran kuruluşların, kişilerin talebi olmaksızın kredi kartı düzenleyemeyecekleri öngörülmelidir. Tüketicinin sahip olmak istediği tüm kredi kartları limiti toplamının, kişinin toplam gelirinin belirli bir katıyla sınırlandırılması gerekmektedir. Kart hamilinin korunması ve taraflar arasında herhangi bir anlaşmazlığa mahal vermemek amacıyla, hesap özetinde bulunması gerekli asgarî hususlar net olarak belirlenmelidir. Yapılan işlemlerin kart hamillerinin rızası hilafına gerçekleşmesi söz konusu olduğunda ise, kişilerin haklarını arayabilmelerini teminen, yasal süreler belirlenmeli ve şikâyet ve itiraz durumunda takip edilecek usul ve kurallar öngörülmelidir. Kart sahibinin kayıp ve çalınma durumunda kart çıkaran kuruluşa yapacağı bildirim tarihine kadar olan sorumluluğu sınırlandırılmalı ve kayıp ve bilgi dışında kullanımında ücretsiz bir sigorta sistemi zorunlu hale getirilmelidir. Üye işyerleri, banka kartı veya kredi kartıyla ödemelerde gerekli özenin gösterilmesi amacıyla, gerekli kontrolleri yapmakla yükümlü tutulmalıdır. Üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar, kartın kabulü hususunda kart çıkaran kuruluştan onay alınmasını sağlayacak altyapıyı oluşturmakla yükümlü tutulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Çetin.

MAHMUT UĞUR ÇETİN (Devamla)Kart hamili ile kart çıkaran kuruluş arasında imzalanacak sözleşmede yer alacak olan hususlar hüküm altına alınmalı, faizin hesaplanmasına yönelik olarak da, faiz başlangıcı, faiz oranı ve gecikme faizine ilişkin hükümler getirilmelidir. Sözleşme hükümlerine, kefilin sorumluluğunu artırıcı nitelikteki değişikliklerde, kefilin sorumluluğunun devam ettirilebilmesi için, kefilin yazılı onayının alınması şartı öngörülmelidir. Tüketicinin ödeme gücü üzerinde kredinin verilmesini önlemek için, kişinin ödeme kabiliyetini ölçecek ve buna göre kredilendirme yapılmasını sağlayacak sistem kurulmalıdır. Kişisel kredi derecelendirme sistemine göre, tüketicinin kredi kartı, tüketici kredisi, konut kredisi, devlete olan vergi borçlarını içeren risklerle birlikte, tüm gelir ve mal varlıklarının bir havuzda toplanarak derecelendirilmesi ve puanlamaya tabi tutulması gerekmektedir. Kart hamillerinin risk durumlarının izlenmesi ve değerlendirilmesi ve kontrolü, müşterilerin kredi değerliliği, bilgilerinin toplanması ve müşteri hizmetlerinin yerine getirilmesi amacıyla yapılacak bilgi ve belge alışverişi ile takas ve mahsup işlemlerinin, kurulacak şirketler tarafından yapılması sağlanmalıdır. Bankalar bu sisteme girerek, kredi ya da kredi kartı talebinde bulunan tüketicinin risk durumunu ve kredi puanını öğrenebileceği, tüketicinin kredi puanına göre kredi kartı ya da kredi talebini değerlendirebileceği, kredi puanı ya da derecesi yetmeyen tüketiciye kart verilmeyecek, kredi açılmayacak bir sistemin acilen oluşturulması gerekmektedir.

Kredi kartı borç faizlerinin çok yüksek olmasının ve keyfî faiz oranı uygulamalarının mağdur bir kesim yarattığı aşikârdır. Devletin vatandaşa uyguladığı faiz aylık yüzde 4, yıllık yüzde 48; hazinenin borçlanma faizleri ise, bankaların müşterilerine verdiği mevduat faiz oranlarının yüzde 25 olmasına karşılık; kredi kartı faizleri, aylık ortalama yüzde 6,85; yıllık yüzde 120 düzeyinde seyretmektedir. Şu anda, kredi kartı faizleri, tüketici kredisi faizlerine oranla yüzde 250 oranında daha pahalı durumdadır. Bir banka, kredi kartına aylık 9,95; yıllık yüzde 212 faiz uygularken, bir başka banka, tüketici kredisine aylık yüzde 2,5 yıllık 34,4 ve aynı banka kredi kartına yüzde 6,25, yıllık yüzde 106,9 faiz uyguluyor. Tüketici kredilerinin aylık yüzde 3'ün altında seyrettiği bir ülkede, kredi kartı faizlerinin, normalde, aylık yüzde 4'ten fazla olmaması gerekir; ancak, bankalar istedikleri faizi belirleyebiliyorlar. Faiz oranlarının yüksekliği kayıtdışılığı körüklüyor.

En acı bilanço ise, yüksek kredi kartı faizleriyle, dar gelirli kesimden yüksek gelirli kesime sermaye transferinde ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucu olarak gelir dağılımı bozulmakta, fakirlik daha da artmaktadır. Bu nedenle, kredi kartı faiz oranlarının tüketici kredi faiz oranına çekilmesi mümkün olmasa da aradaki farkın minimize edilmesi gerekir; yani, faiz disipline edilmelidir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 2 Mart 2005

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook