İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)

Mehmet Mesut Özakcan

Aydın Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 978 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: V. TUR (ADALET BAK.,YARGİTAY BAŞK.,DANIŞTAY BAŞK.,ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK.)); konuşma 978 kelime.

Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2003-12-20-v-tur-adalet-bak-yargitay-bask-danistay-bask-enerji-ve-tabii-kayn (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 2004 Malî Yılı Bütçesi içerisinde yer alan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2004 malî yılı bütçesinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının, hem ödeneklerinde hem de yatırımlarında inanılmaz azalışlar olmuştur. 2004 malî yılı bütçesinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına ayrılan ödenek, DSİ dışında, sadece 192 trilyon liradır. 2003 malî yılı bütçesine göre yüzde 1,57 azalış söz konusudur; ama, 2004 yılında TEFE ve TÜFE hedefi olan yüzde 12 oranıyla düşünüldüğünde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçesinde gerçekleştirilen azalmanın, en az yüzde 15'ler dolayında olacağı şimdiden söylenebilir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü için öngörülen 2004 yılı ödeneğinde ise, 2003 yılı başlangıç ödeneğine göre, yüzde 23,6 azalma olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa ülkeleri ve gelişmiş ülkelerin elektrik altyapısıyla ilgili sorunları kalmamıştır. Biz, köy elektrifikasyonunu tamamlamış gözüküyoruz; ama "tarım elektrifikasyonu" diye bir kavram hiç telaffuz edilmiyor. Çoğunluğu orta ve küçük ölçekli çiftçilerimiz, tarımsal sulama yapamadıkları için, ürün verimleri çok artmamaktadır. Eğer, bu tarımsal sulamalara gereken önemi vermezsek, ileride, çiftçimizi yoksulluk içinde çaresiz bırakırken, milletimizi de aç bırakırız.

Tarımsal alanda TEDAŞ, orta gerilim trafosuna kadar enerjiyi götürmekte, orta gerilim trafosundan sonra alçak gerilim şebekesini vatandaşa bırakmaktadır. Küçük ve orta ölçekli çiftçilerimiz için alçak gerilim şebekesini yaptırmak mümkün olmamakta, dolayısıyla, büyük ölçüde TEDAŞ tarafından yaptırılan OG trafoları, boşta, bir işe yaramaz halde bırakılmaktadır. O nedenle, alçak gerilim şebekeleri de tarımsal sulama için TEDAŞ tarafından yapılmalı ve tarımsal sulamada, elektrik enerjisi için, daha ucuz ve uygun tarife uygulanarak çiftçimiz desteklenmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, dünyadaki hidrolik hidrolik enerji potansiyelinin yüzde 1'ine, Avrupa hidrolik enerji potansiyelinin de yüzde 16'sına sahiptir. Mevcut teknolojiler içerisinde bulunan alternatiflere göre en ucuz elektrik elde etme imkânı olan hidrolik projelerin toplamı 125 milyar kilovat/saattir; bu da, yaklaşık yıllık ihtiyacımızı karşılayacak potansiyeldir.

Bugün, ülkemizde elektrik enerjisi üretiminin ancak yüzde 26'sı hidrolik santrallardan gerçekleşmektedir.

Enerji sektöründe yıllardır izlenen yanlış politikaların sonucu olarak, Türkiye, en pahalı elektrik enerjisi kullanan ülke durumuna düşürülmüş; satın alma garantili yaptırılan doğalgaz santralları ile enerji sektöründe yapılan anlaşmalarla 40 milyar dolarlık yolsuzluğun yaşandığı bir sektör haline getirilmiştir. Bu yanlış politikalardan dönülmeli, doğal kaynaklarımıza dayalı hidrolik ve termik santrallarımıza gereken önem verilmelidir.

Hidrolik potansiyelimiz, ekonomik olarak 125 milyar kilovat/saat elektrik enerjisi üretmemize olanak sağlayacaktır. En ucuz enerji olduğuna göre, bunun yapımı bir zarurettir. Bu alternatifin ortaya çıkarılmaması ve yapılmaması, neredeyse 10 kat daha pahalı enerjilerle daha pahalı faturalar ödememize, daha pahalı enerjiler de Avrupa'da, ekonomik olarak sanayileşmiş ülkelerle aynı kulvarda yarışma şansımızı yok etmektedir.

Bazı gelişmiş ülkeler ile Türkiye'nin durumunu karşılaştıracak olursak, teknik olarak yapılabilir projeler bazında, sonuç çok dikkat çekicidir. Amerika Birleşik Devletleri, hidrolik potansiyelinin yüzde 86'sını, Japonya yüzde 78'ini, Norveç yüzde 68'ini, Türkiye, maalesef, sadece yüzde 30'unu kullanabilmektedir. Özetle, ülkemizde su akmış biz bakmışızdır.

Türkiye'de, şu anda, 22 kuruluş su konusunda söz sahibidir. Ayrıca, 100'e yakın yasada suya ilişkin hüküm vardır. Dolayısıyla, bir eşgüdüm gereksinimi acilen karşımızda durmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, yeraltı suları da yerüstü suları gibi bilinçsizce kullanılmaktadır. Devlet, nasıl ağaçları kökleriyle birlikte koruyorsa, yeraltı suları da öyle korunmalıdır.

Su kaynaklarının yüzde 75'ini sulamada kullanıyoruz. Bu yüzde 75'ini kullandığımız suyun, tarımsal sulamalar salma sulamayla yapıldığı için, yüzde 60'ı kayba uğramaktadır. Bu kayba uğrayan su miktarı ise, Atatürk Barajı suyunun 1,5 katı demektir.

DSİ baraj projeleri, elektrik üretiminde beş yılda kendini amorti ediyor. Atatürk Barajı sekiz yılda etmiş. Ancak, son yıllarda DSİ'ye ayrılan ödeneklerle yapılacak yatırımların tamamlanma süresi otuz yılı aşmakta ve bu uygulamadan, ülkemiz, telafi edilemeyecek büyük zararlara, kayıplara uğramaktadır.

Bakınız, Aydın İlinde, Çine Barajı ve hidrolik santralı inşaatına 1995'te başlanmış, sözleşmeye göre bitiş tarihi 2000 olarak belirlenmiş. 2000 yılında bitmesi planlanan baraj için, uygulamadaki değişiklikler ve keşif artışlarıyla, 2003 yılı itibariyle 476 trilyon lira ödenek ihtiyacı duyulmuş; ancak, 40 trilyon lira ödenek ayrılmış. Bu şartlarla, bu baraj, ancak oniki yıl sonra; yani, 2014 yılında tamamlanabilecektir.

Yoğun yağış ve taşkınların bölgemize ve çiftçimize vereceği zarar, bu barajın yatırımından çok daha fazla olacaktır. Amaç, 22 358 hektar alanın tarımsal su ihtiyacını temin etmek, yılda 118 gigavat/saat elektrik enerjisi üretmek ve 9 100 hektar alanı taşkınlardan korumak olan Çine Barajı, bu ödeneklerle ondokuz yılda tamamlanmış olacaktır. Bu yatırım politikaları ekonomik değildir, ülke yararına değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teknik açıklamaların, değerlendirmelerin dışında, -Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüyle ilgili bütçemizde söz almış bulunmamdan dolayı, bu açıklamaları da yapma ihtiyacı duyuyorum- geçtiğimiz günlerde, yazılı ve görsel basında yer alan ilanlarda, kamuda çalışacak personelde erkek olma özelliği arandığı belirtilerek, Devlet Su İşleri, Devlet Hava Meydanları İşletmesi, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüklerinin inşaat mühendisliği, hava kontrol memurluğu, muhasebecilik ve eksperlik görevlerine başvuracak adaylarda...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla)... erkek olma koşulu arandığı yer almaktadır. Konuyla ilgili olarak, 65 inşaat mühendisinin istihdam edileceği Devlet Su İşlerinin Genel Müdürü Sayın Veysel Eroğlu'nun, 29 Kasım 2003 tarihli Vatan Gazetesinde yer alan "Devlet Su İşlerinin İş Yapması lazım. Hanımların sıkıntısıyla mı uğraşacağız. Kaçmak isterler, yalvarıp yakarıp rapor alırlar. Haa, bu işi yapacak hanım yok mudur; vardır, bir bakıma kadınlıktan uzaklaşmışlardır, erkekleşmişlerdir" açıklaması, AKP Hükümetinin, cumhuriyetin 80 inci yılında, cumhuriyet kadınımıza bakışını ortaya koymuştur. Kadınlarımızı, sosyal yaşamın, çalışma yaşamının dışına itmeye çalışan bir yaklaşımdır bu. Bu bakış, Cumhuriyet Halk Partililer olarak bizlerde, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinde, İnşaat Mühendisleri Odasında, kamuoyunda, kadın örgütlerinde büyük üzüntü ve tepki yaratmış ve kınanmıştır.

Onbeş gün kadar önce, Elektrik Mühendisleri Odası Genel Merkezinin düzenlediği bir sempozyumda bulunmuştum. Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız da oradaydılar. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Genel Başkanı Sayın Kaya Güvenç, konuşmalarında, olayı üzüntüyle, kınayarak dile getirdiler. Sayın Bakanımız da cevabî konuşmalarında, "DSİ Sayın Genel Müdürüne bu konuyu sorduğunu ve böyle bir söz sarf etmediğini söylediğini" ifade ettiler; ancak, söylenilen tarihteki Vatan Gazetesinde, Sayın Ayşe Özgün'ün köşesinde bu açıklamalar yer alıyor. DSİ Genel Müdürümüz, eğer bu sözü söylemediyse, aynı gazetede tekzip etmelidir ya da hata yaptığını belirterek, tüm bayanlarımızdan özür dilemelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 20 Aralık 2003

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook