İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 110. BİRLEŞİM · SALI

Genel Kurul konuşması

Nezir Büyükcengiz

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 110. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Temmuz 2004 · 1.176 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nezir Büyükcengiz (CHP), 6 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.176 kelime.

Nezir Büyükcengiz (CHP, Konya). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nezir-buyukcengiz-22-2004-07-06 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA NEZİR BÜYÜKCENGİZ (Konya)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 30 uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Sayın Başkanı ve Yüce Meclisin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 22 nci Parlamento Döneminin, halkımızı doğrudan ilgilendiren ve en önemli yasa tasarılarından birini bugün görüşmekteyiz.

Bilindiği gibi, belediyeler, belediye sınırları içerisinde yaşayan insanların önemli ihtiyaçlarıyla ilgili hizmet üreten kuruluşlarımızın başında gelmektedirler. İlk kez 1854 yılında İstanbul'da kurularak çalışmalarına başlayan belediye teşkilatı, zamanla yurdun dört bir tarafına yayılarak, bugün itibariyle sayısı 3 225'e ulaşmıştır.

Belediyeler, 1930 yılında çıkarılan 1580 sayılı Belediye Kanunu ile 1984 yılında çıkarılan 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanunla bugüne kadar görevlerini sürdürmüşler, hizmetlerini yürütmeye çalışmışlardır. 1580 sayılı Yasa, çıkışında çok mükemmel olmasına karşın, bu yasaların yürürlüğe girmesinin üzerinden uzun yıllar geçmesi nedeniyle birçok hüküm geçerliliğini yitirmiş, hizmetin yürütülmesi bazı konularda olanaksız hale gelmeye başlamıştır.

Yasalardaki yetersizliklerden dolayı, belediyelerimiz görevlerini yerine getirme ve hizmet sunmada büyük güçlüklerle karşı karşıyadırlar. Bu ve benzeri gerekçelerle, Belediyeler Yasası Tasarısının, birçok eksikliğine rağmen, Yüce Meclisin gündemine gelmesi olumlu bir gelişmedir.

Değerli milletvekilleri, tasarının şu anda görüştüğümüz 30 uncu maddesi, belediye meclisinin feshiyle ilgilidir. Değerli arkadaşlarım, demokrasiyle yönetilen ülkelerde, seçimle gelinen görevlerin ve seçimle oluşturulan kurulların feshedilmesi, demokrasiyi özümsemiş kişilerin kolayca içlerine sindirebilecekleri bir durum değildir. Ülkemizin demokrasi tarihinde, 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980'de yapılan müdahaleler, şu anda çatısı altında bulunduğumuz Yüce Meclisimizin feshedilmesini de beraberinde getirmiştir. Aradan geçen zaman içerisinde, fesihlerin ne kadar yanlış olduğu ve bunun sonucunda, ülkemizin, ekonomik, siyasal ve sosyal açıdan çok büyük kayıplara uğradığı, herkesin kabul edebileceği bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır. Anayasamızın ve seçim yasalarımızın ilgili hükümleri uyarınca, beş yılda bir yapılan ve halkın oylarıyla oluşturulan belediye meclislerinin de, yine halkın oylarıyla, seçimle gelen seçimle gider ilkesi doğrultusunda, görevinin son bulması, hepimizin kabul edebileceği ideal bir yöntemdir.

Değerli arkadaşlarım, bu madde, tasarının tümü içerisinde, belki de, en az uygulanacak olan maddelerden biridir. Şöyle ki; görüştüğümüz 30 uncu madde, eski haliyle 53 üncü madde olarak yürürlükteyken, 2002 ve 2003 yıllarını kapsayan iki yıllık dönemde, 3 225 belediye meclisinden sadece 3 tanesinin feshedilmesinde uygulanmıştır. Bunlar, İstanbul-Ümraniye-Taşdelen Belediye Meclisi, Çorum Belediye Meclisi ve Hatay-Mızraklı Belediye Meclisidir; bu maddenin çeşitli bentlerinde yazılı gerekçelerle feshedilmişlerdir.

Bu madde, iki bentten oluşmakta, (a) fıkrasında "Kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum belediyeye ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa" denilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu fıkrada belirtilen hususlar, meclisin görevini en iyi biçimde yapması konusunda uyarı amacıyla maddeye eklenilmiş gibi gözükmektedir. Burada, demokrasinin erdemi ve güzelliği bir kere daha ortaya çıkıyor; çünkü, seçimle oluşturulan belediye meclisindeki değişik partilere mensup üyeler, iktidar-muhalefet ilişkileri içerisinde, muhalefet üyelerinin uyarı görevlerini yerine getirmeleri sonucunda, bu fıkranın uygulanmasına gerek kalmadan, meclis, belediye hizmetlerini ve yapması gerekenleri, kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal edemeyecektir.

Belediye meclislerinde, belediyelerin hizmet ve görevleriyle ilgili olmayan, siyasî konuların görüşülmesi ve karar alınması eski yasada fesih nedeni sayılırken, yeni düzenlemeyle, maddenin (b) fıkrasında, siyasî konuların görüşülmesi fesih nedeni olmaktan çıkarılmış ve sadece siyasî kararlar alınması biçiminde geliştirilmiştir. Kanımca, bu fıkra, devletin üniter yapısına yönelik siyasî kararların alınmasını engellemek içindir. Bu fıkrada belirtilen gerekçeyle de meclisin feshedilmesi doğru bir uygulama değildir. Belediye meclisinin bir oturumunda, belediyenin hizmet ve görevleriyle ilgili olmayan, siyasî bir konunun görüşülmesi esnasında doğru olan fikir ve düşüncelerini beyan ederek, görüşmeler sonucunda, yani, karar alma aşamasında karar alınmasına karşı çıkıp ret oyu kullanan, yani, doğruyu yapan üyelerin, yanlış karara katılan üyelerin yasaya aykırı bu davranışları nedeniyle azledilmeleri, yani, kurunun yanında yaşın da yanması, hukukun temel ilkelerine aykırıdır. Örneğin, Çanakkale Belediyesinin 25 belediye meclisi üyesi vardır. Farz edelim ki, Çanakkale Belediye Meclisi, bir oturumunda, bu fıkrada belirtilen görevi dışındaki siyasî bir kararın alınması konusunda bir görüşme yapmıştır; bu görüşmede, 25 üyenin 13'ü siyasî kararın alınması doğrultusunda oy kullanmış, diğer 12 üye ise buna karşı çıkarak yanlışlığını belirtmiş ve karşı oy, ret oyu kullanmıştır. Şimdi, bu 13 kişinin oyuyla alınan karar dolayısıyla, diğer 12 belediye meclisi üyesi, çok büyük bir haksızlığa uğrayarak, belediye meclisinin feshedilmesi sonucunda, seçilmiş oldukları görevlerinden azledilmiş olacaklardır. Bu nedenle, "Meclis üyeliğinin sona ermesi" başlıklı 29 uncu maddede mütalaa edilerek, bu tür bir uygulama sonucunda, sadece belediye meclisi üyelerinin görevlerine son verilmesi; yani, yanlışlığı yapanın görevine son verilmesi daha uygundur, daha doğrudur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, her şeye rağmen, bizim isteğimiz, seçimle gelen kişi ve organların seçimdışında görevden alınmamalarının kural haline getirildiği, eksiksiz bir demokrasiye ülkemizin ulaşmasıdır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde, çokpartili demokratik rejime geçtiğimizden günümüze kadar geçen ellidört yıl içerisinde, yerel yönetimlerin çalışmaları esnasında, belediyecilik konusunda önemli iki yanlışlık sürekli uygulamaya konulmuştur. Bu yanlışlıklardan birisini belediye başkanları, diğerini ise merkezî hükümet yapmıştır. Belediye başkanları, seçildikten sonra sürekli partizanlık yapmışlar -hepsini kastetmiyorum tabiî; ama, birçok yerde uygulama bu şekilde gelişmiştir- ve sanki, sadece kendisini seçen, kendisine oy veren, kendi partisine mensup vatandaşların, o belediye sınırları içerisindeki seçmenlerin belediye başkanıymış gibi hareket etme eğiliminde olmuşlardır.

1950'li yıllarda, Londra'ya seyahate giden ve incelemelerde bulunan bir heyetteki merhum Şeyhülmuharririn adıyla anılan Burhan Felek'in Milliyet Gazetesinde bir yazısını okumuştum. Londra Belediye Başkanını ziyaret ederler ve "Sayın Başkan, hangi partidensiniz" diye sorarlar; başkanın cevabı "seçilmeden önce muhafazakâr partidendim; ama, şimdi, Londra Belediye Başkanıyım" biçimindedir. Belediye başkanları, seçildikten sonra, görevleri esnasında, artık, o ilçenin, o beldenin, o ilin, o büyükşehrin belediye başkanı olduklarını unutmamaları ve oradaki insanların tümüne hizmet etmeleri gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, ülkemizde, bugüne kadar, gelmiş geçmiş tüm iktidarlar, yine bu ellidört yıllık süre içerisinde, kendi partilerine mensup başkanların olduğu belediyeleri öz evlat, muhalefete mensup başkanların olduğu belediyeleri ise üvey evlat, hatta bir yabancı gibi görme alışkanlığından kendilerini kurtaramamışlardır. Bu uygulama, zaman zaman, halkın özgür iradesiyle yerel yöneticilerini seçme imkânını elinden almış, iktidar partisine mensup belediye başkanı seçtiği takdirde daha çok hizmet alabileceği yönündeki görüş ağır basarak bu şekilde oy kullanmış; ancak, sonuçta yine umduğunu bulamamıştır.

Ülkemiz için büyük önem taşıyan Belediyeler Kanunu Tasarısının görüşüldüğü bu aşamada, hükümetten dileğimiz odur ki, kısa bir süre önce, demokratik seçimlerle göreve gelen tüm belediyelere, hangi siyasî partiye mensup olurlarsa olsunlar, devletin olanaklarından yararlanma konusunda yansız davranmasıdır. Geçmişte, bu konuda taraf tutan, partizanlık yapan, kendi partilerine mensup belediyelere devletin bütün olanaklarını cömertçe tahsis ederken, muhalefete mensup belediyeleri ve oralarda yaşayan yurttaşları âdeta cezalandırır bir anlayışla çalışmalarını sürdüren hükümetler, bu uygulamalarından hiçbir yarar görememişler ve sonunda hayal kırıklığına, hüsrana uğramışlardır. O nedenle, bu yanlışlıkların ülkemizin gündeminde tekrar yer almaması, başta gelen dileğimizdir.

Değerli arkadaşlarım, belediyelerimizin en önemli sorunu, 30 uncu maddeye kadar konuşan birçok arkadaşımın da konuşmalarında sık sık anımsattıkları biçimde, dile getirdikleri biçimde, ekonomik sorundur. Ülkemizde görev yapan belediyelerimizin çok büyük bir çoğunluğu, ekonomik sıkıntı nedeniyle, bırakınız büyük yatırım ve hizmetleri gerçekleştirmeyi, günlük hizmetleri yürütebilme ve çalışanlarının maaş ve ücretlerini ödeyebilme olanağından dahi yoksundurlar. Sayın Başbakan belediye başkanlığından gelen birisidir. Bu sıkıntıları çok iyi bildiğine inanıyorum. Bizlerin uyarısına da gerek kalmadan, bu tasarıda belirtilen hükümler ve yeni düzenlenecek yasalar çerçevesinde, belediyelerin ekonomik sorunlarını bir an önce çözüme kavuşturmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının yasalaşması halinde, ülkemizdeki 3 225 belediyemizi, bu belediyelerimiz sınırları içerisinde yaşayan ve nüfusumuzun yaklaşık yüzde 79'unu ilgilendiren bu tasarının, ülkemize, ulusumuza iyilikler getirmesi dileğiyle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 6 Temmuz 2004

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook